Para kavramı, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren mal ve hizmetlerin mübadelesinde kullanılan bir araç olmanın ötesinde, mülkiyetin, emeğin ve sosyal adaletin temsilcisi olarak evrilmiştir. Takas ekonomisinden emtia parasına, değerli madenlerin egemenliğinden modern merkezi bankacılık sisteminin ürünü olan itibari paralara (fiat) uzanan bu süreç, günümüzde blok zinciri teknolojisiyle birlikte dijital bir devrimin eşiğine gelmiştir. Kripto varlıklar olarak adlandırılan bu yeni finansal enstrümanlar, merkeziyetsiz yapıları, şifreleme protokolleri ve küresel erişilebilirlikleriyle sadece ekonomik bir değişim yaratmakla kalmamış, aynı zamanda İslam hukuku (fıkıh) ve pozitif hukuk sistemleri açısından da derin tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle Türkiye’de 2 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7518 sayılı “Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ardından 2025 yılı Mart ayında yayımlanan ikincil düzenlemeler, bu varlıkların hukuki statüsünü netleştirirken, dini boyuttaki meşruiyet tartışmalarını da yeni bir boyuta taşımıştır.
Paranın Tarihsel Dönüşümü ve Dijital Varlıkların Varlık Niteliği
İslam iktisat düşüncesinde para, kendi başına bir amaç değil, adaleti tesis eden bir ölçü birimi ve mübadele vasıtasıdır. Klasik fıkıh literatüründe para (semen), genellikle altın ve gümüş (nakdeyn) veya toplum tarafından değer atfedilen diğer emtialar (fülüs) üzerinden tanımlanmıştır. Kripto varlıkların teknik altyapısını oluşturan blok zinciri (blockchain) teknolojisi, işlemlerin birbirine zincirleme bağlı bellek kayıtlarıyla yapılmasına olanak tanıyan, dağıtık ve değiştirilemez bir defter sistemidir. Bu teknolojik temel, geleneksel paranın fiziksel varlığına karşın, kripto varlıkların “gayrimaddi varlık” olarak tanımlanmasına yol açmıştır.
Kripto varlıkların ontolojik olarak “mal” (mülk) sayılıp sayılamayacağı, fıkhi analizin ilk basamağını oluşturur. İslam hukukçularına göre bir şeyin mal sayılabilmesi için insanlar tarafından kıymet atfedilmesi, biriktirilebilir (ihtizan) olması ve hukuken korunmaya değer görülmesi gerekir. Güncel tartışmalarda, kripto varlıkların hem bir değişim aracı hem de bir değer saklama aracı olarak küresel düzeyde kabul görmesi, onların “mütekavvim mal” (hukuken korunan değerli varlık) vasfını güçlendirmektedir.
| Dönem | Para Türü | Temel Karakteristik | Fıkhi Karşılık |
| Klasik Dönem | Emtia/Maden | Altın, gümüş, buğday | Nakdeyn, Misli Mallar |
| Modern Dönem | İtibari (Fiat) | Kağıt para, devlet garantisi | Semen-i Istılahî |
| Dijital Devrim | Kripto Varlık | Blok zinciri, şifreleme | Gayrimaddi Varlık / Mal |
Türkiye’de Kripto Varlıkların Hukuki Statüsü ve 7518 Sayılı Kanun Analizi
Türkiye, kripto varlık ekosistemini regüle etme konusunda 2024 yılında tarihi bir adım atmıştır. 7518 sayılı Kanun, kripto varlıkları “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknolojik altyapı aracılığıyla oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, değer veya hak ifade edebilen gayrimaddi varlıklar” olarak tanımlamıştır. Bu tanım, kripto paraların sadece bir “para” değil, aynı zamanda hizmet tokenleri, NFT’ler ve menkul kıymet tokenlerini de kapsayan bir üst kavram olduğunu tescillemiştir.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Denetimi ve İkincil Düzenlemeler
7518 sayılı Kanun ile birlikte kripto varlık hizmet sağlayıcıları (KVHS) ve platformlar, Sermaye Piyasası Kurulu’nun gözetim ve denetimine tabi tutulmuştur. 13 Mart 2025 tarihinde yayımlanan ikincil tebliğler (III-35/B.1 ve III-35/B.2), sektörün çalışma usullerini, sermaye yeterliliklerini ve saklama esaslarını detaylandırmıştır.
Yeni düzenlemeye göre platformların sağlaması gereken temel şartlar şunlardır:
- Kuruluş ve Faaliyet İzni: Platformların SPK’dan izin alması zorunludur. İzin almaksızın faaliyet gösterenler hakkında 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
- Sermaye Yeterliliği: KVHS’lerin belirli bir asgari sermayeye ve özsermayeye sahip olması, ayrıca müşteri varlıklarının %3’ü kadar likit rezerv bulundurması şart koşulmuştur.
- Varlıkların Saklanması: Müşterilerin kripto varlıklarının, platformların kendi varlıklarından ayrı tutulması ve mümkünse yetkilendirilmiş saklama kuruluşlarında muhafaza edilmesi zorunludur.
- Bilgi Sistemleri ve TÜBİTAK Kriterleri: Teknolojik altyapının TÜBİTAK tarafından belirlenen güvenlik kriterlerine uygun olması ve düzenli denetimlerden geçmesi esastır.
Bu hukuki çerçeve, dini boyuttaki “güvenilirlik” ve “belirsizlik” (garar) tartışmalarına önemli bir cevap niteliğindedir. Devlet otoritesinin bu alanı tanıması ve denetlemesi, fıkhen “kamu maslahatı” (ortak yarar) ilkesi gereği meşruiyet zeminini kuvvetlendirmektedir.

İslam Hukuku Perspektifinden Kripto Varlıkların Hükmü
Kripto paraların dini hükmü konusunda İslam dünyasındaki otoriteler arasında tam bir fikir birliği bulunmamakla birlikte, tartışmalar iki ana eksende yoğunlaşmaktadır. Bir yanda bu varlıkları “kumar” ve “aldatma” aracı olarak gören olumsuz yaklaşımlar, diğer yanda ise onları teknolojik bir evrim ve meşru bir ticaret malı olarak değerlendiren olumlu görüşler yer almaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Yaklaşımı ve Teknik Gerekçeler
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 2017 yılından itibaren yayımladığı görüşlerinde kripto paraların kullanımının şu aşamada caiz olmadığını ifade etmektedir. Bu olumsuz kanaatin temel dayanakları teknik ve ekonomik risklere odaklanmaktadır:
- Aşırı Belirsizlik (Garar-ı Fahiş): Kripto varlıkların fiyatlarındaki aşırı oynaklık ve spekülatif doğası, alıcı ve satıcı arasında haksız bir kazanç-kayıp ilişkisi doğurabilmektedir.
- Hukuki Güvence Eksikliği: Herhangi bir devlet otoritesi veya merkezi kurum tarafından nominal değerinin garanti edilmemesi, yatırımcıların mağduriyet yaşaması durumunda başvuracakları bir merciin bulunmaması fıkhen riskli görülmektedir.
- Gayri Meşru Kullanım: Anonim yapıları nedeniyle kara para aklama, terörün finansmanı ve vergi kaçakçılığı gibi İslam’ın yasakladığı faaliyetlerde kullanılma kolaylığı bir “mafsadah” (zarar) unsuru olarak değerlendirilmektedir.
- Haksız Zenginleşme: Bazı kripto projelerinin “saadet zinciri” (Ponzi) benzeri yapılarla kurgulanması ve bir kesimin sebepsiz zenginleşmesine yol açması, “maysir” (kumar) benzeri bir durum oluşturmaktadır.
Ancak kurumun “kullanıcılar arasında değişim aracı olarak genel kabul gören ve güven veren her türlü paranın kullanımı caizdir” yönündeki genel ilkesi, 2024-2025 regülasyonlarıyla birlikte bu engellerin aşılması durumunda hükmün değişebileceğine dair bir kapı aralamaktadır.
Uluslararası İslam Hukuku Kurullarının Karşılaştırmalı Analizi
Uluslararası alanda, özellikle Müslüman nüfusun yoğun olduğu ve finansal teknolojilerin geliştiği bölgelerde daha esnek yaklaşımlar gözlemlenmektedir.
| Kurum / Ülke | Temel Görüş | Gerekçe ve Şartlar |
| Malezya SAC (Securities Commission) | Caiz (Şartlı) | Kripto varlıklar mal olarak kabul edilir. Kayıtlı borsalarda (DAX) işlem görmesi ve projenin helal olması şarttır. |
| Endonezya Ulema Meclisi (MUI) | Kısmen Haram | Bir para birimi olarak kullanımı yasaktır; ancak bir dijital emtia (commodity) olarak ticareti caizdir. |
| Mısır Fetva Kurulu (Dar el-Ifta) | Haram | Devletin para basma tekelini ihlal ettiği ve ulusal ekonomiye zarar verdiği savunulmaktadır. |
| AAOIFI (Bahreyn) | Standart Sürecinde | Doğrudan bir haram/helal beyanından ziyade, bu varlıkların muhasebe ve denetim standartlarını oluşturmaya odaklanmıştır. |
Malezya örneği, kripto varlıkların İslam finans sistemine nasıl entegre edilebileceğine dair somut bir model sunmaktadır. Malezya Şeriat Danışma Kurulu (SAC), dijital varlıkları “urud” (ticaret malı) kategorisinde değerlendirerek, bunların mülkiyetinin ve ticaretinin meşru olduğunu tescillemiştir.
Kaldıraçlı İşlemler: Faiz (Riba) ve Kumar (Maysir) Riski
Kripto para piyasalarında en çok tartışılan ve dini açıdan en büyük riskleri barındıran alan, kaldıraçlı (margin/futures) işlemlerdir. İslam hukukunda ticaretin helal olması için kârın bir risk ve emek karşılığında olması, işlemlerin faiz içermemesi esastır.
Kaldıraçlı İşlemlerin Mekanizması ve Fıkhi Problemleri
Kaldıraçlı işlemlerde yatırımcı, elindeki sermayenin (marjin) kat kat fazlasıyla pozisyon açar. Bu durum teknik olarak aracı kurumdan veya borsadan alınan bir “kredi” ile gerçekleşir. İslam hukuku perspektifinden bu süreç şu problemleri doğurur:
- Karz-ı Hasen ve Faiz İlişkisi: İslam hukukunda “menfaat getiren her türlü ödünç (karz) faizdir” kaidesi geçerlidir. Kaldıraçlı işlemde borsanın sağladığı kredi karşılığında alınan komisyonlar, gecelik faizler veya fonlama ücretleri “riba” kapsamında değerlendirilmektedir.
- Kabz (Teslimat) Sorunu: İslam hukukunda özellikle para ve altın gibi “ribevi” malların takasında bedellerin peşin olması ve mülkiyetin hemen devralınması (kabz) şarttır. Kaldıraçlı işlemlerde genellikle fiziksel bir alım-satım gerçekleşmez; sadece fiyat değişiminden kâr/zarar elde edilir. Bu durum “bey’u ma leyse indek” (sahibi olunmayan bir şeyin satışı) yasağına girmektedir.
- Kumar (Maysir) ve Aşırı Risk: Kaldıraçlı işlemler, yatırımcının tüm sermayesini bir anda kaybetmesine (likidasyon) yol açabilecek yüksek riskler barındırır. Bu yapısı itibariyle gerçek bir ticari faaliyetten ziyade fiyat üzerine oynanan bir bahse benzemektedir.
Fonlama Ücreti (Funding Fee) ve Zaman Değeri
Vadeli işlem piyasalarında fiyatı spot piyasaya yakın tutmak için kullanılan fonlama ücreti, pozisyon sahiplerinin (long ve short) birbirine belirli aralıklarla (genellikle 8 saatte bir) ödediği bedeldir. Her ne kadar borsa bu ücreti kendi kazancı olarak almasa da paranın zaman içindeki değerine bağlı olarak gerçekleşen bu transfer, faiz mahiyetindeki “gecikme bedeli” ile benzerlik göstermektedir. Bu sebeple, fonlama ücretine tabi olan vadeli işlemler, çağdaş hukukçuların büyük çoğunluğu tarafından caiz görülmemektedir.
Varlık Bazlı Analiz: Bitcoin, Altcoinler ve Stablecoinler
Kripto varlık ekosistemi homojen bir yapı değildir. Her bir varlığın projesi, kullanım amacı ve arkasındaki teknoloji, dini hükmün belirlenmesinde “illet” (gerekçe) teşkil eder.
Bitcoin (BTC) ve Birinci Nesil Varlıklar
Bitcoin, merkeziyetsiz bir değer saklama ve transfer aracı olarak tasarlanmıştır. Arkasında bir mal veya hizmet olmamasına rağmen, küresel bir karşılığının bulunması ve teknik güvenliği, onu birçok alim nezdinde “itibari para” veya “ticari emtia” statüsüne yaklaştırmaktadır. Spot piyasada, yani bedeli tam ödenerek ve kaldıraç kullanmadan yapılan Bitcoin alım-satımı, meşru bir ticaret olarak kabul edilmeye daha yakındır.
Fayda Tokenleri (Utility Tokens) ve Ethereum
Ethereum gibi platformlar, sadece bir para değil, aynı zamanda akıllı sözleşmeler ve merkeziyetsiz uygulamalar için bir “teknolojik yakıt” sunar. Bu tür varlıkların hükmü, temsil ettikleri projenin meşruiyetine bağlıdır. Eğer proje İslam’ın yasakladığı bir faaliyete (kumar, faizli finans, gayri ahlaki içerik) hizmet etmiyorsa, tokenin ticareti de caiz görülebilir.
Sabit Fiyatlı Varlıklar (Stablecoins)
USDT, USDC gibi bir rezerv varlığa (Dolar, Altın) endeksli olan kripto varlıklar, “garar” (belirsizlik) unsurunu minimize eder. Ancak bu varlıkların dini durumuyla ilgili iki temel endişe vardır:
- Rezervin Niteliği: Stabil coini ihraç eden kurumun, arkadaki rezervi faizli banka hesaplarında veya tahvillerde değerlendirmesi, varlığın “şüpheli” kategorisine girmesine neden olabilir.
- Sarf Akdi Kuralları: Eğer bir stabil coin bir para birimi olarak kabul ediliyorsa, onun başka bir para birimiyle takası “sarf akdi” hükümlerine tabi olur; yani işlemlerin peşin ve eşit olması gerekir.
Merkeziyetsiz Finans (DeFi) ve Staking Uygulamaları
Geleneksel bankacılığı devre dışı bırakmayı amaçlayan DeFi uygulamaları, faiz ve ortaklık prensipleri açısından kritik bir test alanıdır.
Staking ve Proof of Stake (PoS) Mekanizması
Staking, bir kripto varlığı belirli bir süre kilitleyerek ağın güvenliğini ve işlem doğruluğunu sağlamak karşılığında ödül alma işlemidir.
- Hizmet Karşılığı Kazanç: Stakerlar aslında ağın devamlılığı için bir “doğrulama hizmeti” sunmaktadır. Bu yönüyle elde edilen ödül, bir “ücret” (icar) veya “ortaklık kârı” olarak değerlendirilebilir.
- Risk ve Kâr-Zarar Ortaklığı: Staking işleminde yatırımcı, varlığının değer kaybetmesi veya ağdaki bir hata sonucu ceza alması (slashing) riskini üstlenir. Bu risk üstlenimi, kazancın helal olması için gerekli olan temel şartlardan biridir.
- Faiz Benzerliği: Eğer staking platformu “sabit ve garantili bir getiri” vaat ediyorsa, bu durum anaparaya eklenen bir fazlalık olarak “riba” hükmüne girebilir. Meşru staking, ağın performansına ve işlem hacmine göre değişkenlik gösteren bir ödüle dayanmalıdır.
Likidite Madenciliği ve Yield Farming
Yatırımcıların varlıklarını bir likidite havuzuna (DEX – Merkeziyetsiz Borsa) koyarak işlem ücretlerinden pay alması, fıkhen “şirket-i inan” (sermaye ortaklığı) modeline benzer. Havuzda gerçekleşen takas işlemlerinden alınan komisyonların paylaşılması prensipte caizdir. Ancak havuzun içerisinde faizli borç verme (lending) protokolleri varsa veya takas edilen kripto paralar haram unsurlar içeriyorsa, elde edilen gelir de meşruiyetini yitirir.
Kripto Varlıkların Hukuki İnce Detayları: Haciz, Rehin ve Miras
7518 sayılı Kanun ve yerleşik yargı kararları, kripto varlıkların hukuki uyuşmazlıklara konu olmasını sistemleştirmiştir.
İcra ve Haciz Süreçleri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve çeşitli ilk derece mahkemeleri, kripto varlıkların “malvarlığı unsuru” olduğunu ve haczedilebileceğini kabul etmiştir.
- Borsa Nezdindeki Varlıklar: İcra daireleri, Türkiye’de yerleşik borsalara (KVHS) 89/1 haciz ihbarnamesi göndererek borçlunun hesabındaki varlıklara el koyabilmektedir.
- Özel Cüzdanlar ve Teknik Zorluklar: Borçlunun şahsi soğuk cüzdanında bulunan varlıkların haczinde, cüzdanın fiziksel varlığına el konulabilir; ancak şifreler borçlu tarafından verilmedikçe varlıkların nakde çevrilmesi mümkün değildir. Bu durumda borçlu aleyhine “tazyik hapsi” (zorlama hapsi) hükümleri uygulanabilmektedir.
Miras ve Rehin Sözleşmeleri
Kripto varlıklar, müteveffanın terekesine dahil olan dijital varlıklardır. Varislerin bu varlıklar üzerinde hak iddia etmesi yasaldır; ancak erişim anahtarlarının (private key) mirasçılarla paylaşılmamış olması durumunda hukuk sisteminin yapabileceği müdahale kısıtlıdır. Ayrıca 7518 sayılı Kanun, kripto varlıkları konu alan rehin sözleşmelerinde “Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu”nun uygulanmayacağını hüküm altına alarak, bu alanda özel bir rehin rejiminin gerekliliğine işaret etmiştir.
Kripto Varlıkların Zekatı ve Mali Yükümlülükler
Kripto varlıkların “mütekavvim mal” ve “nâmî” (artıcı) vasıf taşıması, onların zekata tabi olmasını gerektirir. Modern İslam hukukçuları ve Diyanet, kripto paraların ticaret malı veya nakit para gibi değerlendirilmesi gerektiği hususunda hemfikirdir.
Zekat Hesaplama Kriterleri
- Nisap Miktarı: Elindeki toplam varlığın (kripto, nakit, altın) 80.18 gram altın değerine ulaşması şarttır.
- Havl-i Hevelan: Varlığın nisaba ulaşmasının üzerinden bir kameri yıl (354 gün) geçmiş olmalıdır.
- Değerleme Zamanı: Zekatın verileceği günkü piyasa değeri esas alınır. Oynaklık nedeniyle yıl içerisindeki iniş çıkışlar değil, zekat tarihindeki bakiye dikkate alınır.
- Zekat Oranı: Toplam değerin kırkta biri (%2,5) oranında zekat verilmesi farzdır.
Zekat hesaplama formülü yapılırken kripto varlıklar da hesaba dahil edilmelidir.
Finansal Teknolojilerde Etik ve Gelecek: Helal Kripto Vizyonu
Kripto para dünyası, sadece spekülatif bir alan değil, aynı zamanda İslam iktisadının “adil paylaşım” ve “şeffaflık” ilkelerinin teknolojiyle buluşabileceği bir zemindir. Merkeziyetsiz yapı, paranın bir kesimin tekelinde toplanmasını (tedavül yasağı) engelleyebilir ve finansal kapsayıcılığı artırabilir.
Şeriat Uyumlu Kripto Projeleri
Son yıllarda “Islamic Coin” gibi doğrudan Şeriat ilkelerine göre kurgulanmış, kârının bir kısmını hayır işlerine ayıran ve faizli işlemlere izin vermeyen protokoller ortaya çıkmıştır. Bu projeler, blok zinciri şeffaflığını kullanarak zekatın toplanması ve dağıtılması, vakıf mallarının yönetimi gibi alanlarda devrim niteliğinde çözümler sunma potansiyeline sahiptir.
| Kategori | Helal Sınırlar | Haram Riskleri |
| Alım-Satım | Spot piyasa, tam mülkiyet devri | Kaldıraç, açığa satış |
| Proje Niteliği | Reel hizmet, teknolojik fayda | Kumar, faizli kredi, anonim dolandırıcılık |
| Kazanç Yöntemi | Madencilik (emek), Staking (risk) | Faizli mevduat (lending), Ponzi şemaları |
Sonuç ve Stratejik Değerlendirme
Kripto varlıklar, teknolojik doğası gereği tarafsız araçlardır; onların dini ve hukuki hükmünü belirleyen temel unsur, bu araçların kullanım biçimidir. Türkiye’nin 2024 yılında hayata geçirdiği 7518 sayılı Kanun ve 2025 ikincil düzenlemeleri, bu alanı bir “vahşi batı” olmaktan çıkarıp, hukuki denetim altına alınmış meşru bir sermaye piyasası mecrasına dönüştürmüştür.
Dini boyuttaki tartışmalar, teknolojinin olgunlaşması ve regülasyonların oturmasıyla birlikte “şartlı caiz” yönünde bir evrilme içindedir. Yatırımcıların; aşırı spekülasyondan (maysir) kaçınması, kaldıraçlı işlem gibi faiz (riba) içeren yöntemlerden uzak durması ve mülkiyetin gerçek devrine dayalı spot işlemleri tercih etmesi, hem hukuki hem de dini açıdan en güvenli yoldur. Kriptolegal uzmanlığı çerçevesinde vurgulanmalıdır ki; dijital ekonomide var olmanın anahtarı, teknik bilgiyi hukuki bilinç ve etik değerlerle harmanlamaktan geçmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kripto para almak haram mı?
Kripto para almak, eğer spot piyasada mülkiyeti devralarak yapılıyorsa ve ilgili varlık gayri meşru bir projeye hizmet etmiyorsa birçok çağdaş alim tarafından caiz görülmektedir. Ancak Diyanet, yüksek oynaklık ve güvence eksikliği nedeniyle ihtiyatlı bir yaklaşımla şu aşamada uygun olmadığını belirtmektedir.
Bitcoin caiz mi?
Bitcoin, dünya genelinde bir değer ölçüsü ve değişim aracı olarak kabul görmeye başladığı, merkezi bir otorite tarafından manipüle edilemediği ve teknik güvenliği ispatlandığı için kaldıraçsız alım-satımı genellikle helal kabul edilir.
Kripto paranın zekatı nasıl verilir?
Kripto paralar ticaret malı hükmündedir. Elinizdeki varlıklar nisap miktarına (80.18 gr altın) ulaşıyorsa ve üzerinden bir yıl geçmişse, zekât günündeki piyasa değeri üzerinden %2,5 oranında hesaplanarak verilmelidir.
Kaldıraçlı işlem faiz mi?
Evet, kaldıraçlı işlemlerde borsadan alınan kredi karşılığında ödenen faiz ve fonlama ücretleri fıkhen “riba” (faiz) kapsamında değerlendirilir. Ayrıca mülkiyeti olmayan bir varlığın satışı söz konusu olduğu için caiz görülmez.
Staking yapmak helal mi?
Staking ödülleri, ağın güvenliğini sağlama hizmeti karşılığında alınıyorsa ve getiri garantili değil de değişken ise caiz görülebilir. Ancak sabit faiz vaat eden staking modelleri haramdır.
Yeni kripto yasası ne getiriyor?
7518 sayılı Kanun, kripto borsalarına SPK lisansı zorunluluğu getirmiş, müşteri varlıklarının saklanmasını güvence altına almış ve izinsiz faaliyetlere hapis cezası öngörmüştür.2
Kripto paralara haciz konulabilir mi?
Evet, Türkiye’de yerleşik borsalardaki hesaplara icra daireleri tarafından haciz ihbarnamesi gönderilerek hukuken el konulabilmektedir.