12. Yargı Paketi Yasalaştı: 7589 Sayılı Kanun Rehberi, IBAN Mağdurları Düzenlemesi ve Tüm Değişiklikler

12. Yargı Paketi Yasalaştı: 7589 Sayılı Kanun Rehberi, IBAN Mağdurları Düzenlemesi ve Tüm Değişiklikler

Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2026

İçindekiler

12. Yargı Paketi Yasalaştı: 7589 Sayılı Kanun, TCK:158 İndirimi, HAGB ve Tüm Değişiklikler

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilerek 7589 sayılı Kanun numarasını aldı.

Paket, kamuoyundaki tartışmaların aksine yalnızca hukuk yargılamasını ilgilendiren teknik değişikliklerden oluşmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Türk Medeni Kanunu başta olmak üzere birçok temel mevzuatta önemli değişiklikler getirmektedir.

Paketin en fazla tartışılan düzenlemesi ise banka hesabını, ödeme hesabını, aracı kurum hesabını veya kripto varlık hizmet sağlayıcı hesabını başkasının kullanımına sunan kişiler bakımından getirilen yeni ceza indirimi olmuştur. Kamuoyunda “IBAN mağdurları düzenlemesi” adıyla bilinen hüküm, gerçekte IBAN paylaşımından çok daha geniş bir kapsama sahiptir.

Bu çalışmada;

    1. Yargı Paketi’nin yürürlük durumu,
  • TCK m. 158/4 ile getirilen hesap kullandırma indirimi,
  • Kripto para hesaplarını kullandıran kişilerin durumu,
  • Kesinleşmiş ve infaz aşamasındaki dosyalarda izlenecek yol,
  • HAGB düzenlemesinin gerçekte neyi değiştirdiği,
  • Belirsiz alacak davasının kaldırılmasının sonuçları,
  • Yasal faiz ve tazminat hesaplamasındaki değişiklikler,
  • Miras kalan taşınmazların elektronik satışına ilişkin yenilikler,
  • Pakette bulunmayan af ve infaz düzenlemeleri

uygulamada karşılaşılabilecek farklı ihtimaller üzerinden ayrıntılı biçimde incelenmiştir.

12. Yargı Paketi Hakkında En Kısa Cevap

12. Yargı Paketi, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek 7589 sayılı Kanun numarasını almıştır. Bununla birlikte 20 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM’nin kanun bilgi sayfasında Resmî Gazete tarihi ve sayısı henüz yer almamaktadır. Bu nedenle “kanun yasalaştı” ifadesi doğru olmakla birlikte, bütün hükümlerinin yürürlüğe girdiğinin ayrıca Resmî Gazete yayımı ve yürürlük maddeleri üzerinden kontrol edilmesi gerekir.

Paket kapsamında genel af, toplu infaz indirimi veya bütün hükümlüleri kapsayan yeni bir denetimli serbestlik düzenlemesi bulunmamaktadır.

Buna karşılık, dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca hesabın veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgilerin başkasına verilmesiyle sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesine imkân veren özel bir düzenleme getirilmiştir.

12. Yargı Paketi Yasalaştı mı, Yürürlüğe Girdi mi?

Bu iki kavram birbirinden ayrılmalıdır:

Yasalaşma, kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek kanun numarası almasıdır.

Yürürlüğe girme ise kabul edilen kanunun Resmî Gazete’de yayımlanması ve yürürlük maddesinde belirtilen tarihin gerçekleşmesiyle mümkündür.

  1. Yargı Paketi:
  • 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu.
  • 25 Haziran 2026 tarihinde TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.
  • 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
  • 7589 sayılı Kanun numarasını aldı.
  • 20 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM kanun bilgi sayfasında Resmî Gazete tarihi ve sayısı henüz gösterilmedi.

Dolayısıyla dosyası bulunan kişilerin yalnızca sosyal medya haberlerinden hareket ederek “cezam düştü”, “infazım durdu” veya “tahliye oldum” sonucuna varmaması gerekir. Yeni hükmün somut dosyaya uygulanması, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra mahkeme tarafından yapılacak hukuki değerlendirmeye bağlıdır.

12. Yargı Paketi’nde Neler Var?

Paketin temel düzenlemeleri şu şekilde özetlenebilir:

Düzenleme alanı Temel değişiklik
Hesap kullandırma ve dolandırıcılık İştiraki yalnızca ödeme aracı veya hesabı kullandırmakla sınırlı kalanlar için yarı oranında ceza indirimi
Kesinleşmiş hesap kullandırma dosyaları Şartları sağlayan hükümlülere, tam zarar giderimi karşılığında etkin pişmanlıktan yararlanma imkânı
HAGB AYM’nin iptal gerekçesini karşılayan yeni düzenleme ve kötü muamele suçlarında HAGB yasağı
Genetik veriler DNA ve genetik verilerin saklanması, silinmesi ve imhasına ilişkin güvenceler
Kaçak sanık Sorgusu yapılmayan kaçak hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin engellenmesi
Başsavcılık itirazı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresinin ve kapsamının genişletilmesi
Belirsiz alacak davası HMK m. 107’nin kaldırılması ve kısmi davada talep artırımı mekanizması
Duruşma süreleri Duruşmalar arasında kural olarak en fazla üç aylık süre
E-duruşma Bazı işlemler dışında fiziksel imza zorunluluğunun kaldırılması
Yasal faiz Faiz oranının TCMB reeskont faizine bağlı değişken bir sisteme geçirilmesi
Destekten yoksunluk tazminatı Bilinen ve bilinmeyen dönemler bakımından faiz başlangıcının ayrıştırılması
Miras taşınmazlarının satışı İlk artırmanın belirli şartlarla mirasçılar arasında yapılması
Vesayet malları Satışların UYAP bağlantılı elektronik portal üzerinden yapılması
İdari yargı Tek hâkim sınırı, istinaf incelemesi ve Danıştay teşkilatına ilişkin değişiklikler
Noterlik işlemleri Adli mercilere evrakların elektronik ortamda iletilebilmesi

12. Yargı Paketi’nde Af Var mı?

Hayır. 12. Yargı Paketi’nde genel af veya özel af bulunmamaktadır.

Paket ayrıca:

  • Bütün hükümlüler için ceza indirimi,
  • Genel nitelikte infaz indirimi,
  • Herkes için koşullu salıverme süresinin azaltılması,
  • Bütün suçlar bakımından yeni denetimli serbestlik,
  • Kesinleşmiş mahkûmiyetlerin kendiliğinden ortadan kaldırılması

sonucunu doğuran bir hüküm içermemektedir.

Hesap kullandıran kişilere ilişkin TCK m. 158/4 düzenlemesi de bir af değildir. Bu hüküm, belirli şartları sağlayan belirli bir iştirak biçimi bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir. Kişinin fiilinin bu kapsamda kalıp kalmadığı mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilecektir.

“IBAN Mağdurları” Düzenlemesi Nedir?

7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen 158. maddesine dördüncü fıkra eklenmiştir.

Yeni düzenlemeye göre, TCK m. 157 veya m. 158 kapsamındaki dolandırıcılık suçuna iştirak;

  • Kişinin kendisine veya başkasına ait banka ya da kredi kartı gibi ödeme araçlarını,
  • Banka hesabını,
  • Aracı kurum hesabını,
  • Ödeme hizmeti sağlayıcısı nezdindeki hesabını,
  • Kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabını,
  • Bu hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları

başkasına vermesiyle sınırlı kalıyorsa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir. Hükmün uygulanması için kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket etmiş olması da aranmaktadır.

Bu nedenle düzenlemenin yalnızca “IBAN paylaşma” şeklinde tanımlanması eksiktir. Kanun;

  • Banka kartını,
  • Mobil bankacılık şifresini,
  • İnternet bankacılığı erişimini,
  • SIM kartı veya doğrulama aracını,
  • Elektronik para hesabını,
  • Yatırım ve aracı kurum hesabını,
  • Kripto para borsası hesabını,
  • Kripto hesabına ilişkin giriş bilgilerini

başkasının kullanımına sunan kişileri de belirli şartlarla kapsamına alabilir.

TCK m. 158/4’ün Uygulanma Şartları Nelerdir?

Yeni indirimin uygulanabilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

1. Suçlama TCK m. 157 veya TCK m. 158 Kapsamında Olmalıdır

Özel indirim, kanun metni uyarınca dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirak bakımından getirilmiştir.

Dosyada yalnızca;

  • Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması,
  • Hırsızlık,
  • Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,
  • Suç örgütü üyeliği,
  • Kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması

gibi başka bir suçtan mahkûmiyet bulunuyorsa TCK m. 158/4 doğrudan ve otomatik olarak uygulanmaz.

Aynı olayda dolandırıcılıkla birlikte başka suçlardan da hüküm kurulmuşsa her suç ve her mahkûmiyet ayrı ayrı incelenmelidir.

2. Kişinin Fiili Hesap veya Ödeme Aracını Kullandırmakla Sınırlı Kalmalıdır

Düzenlemenin en kritik koşulu budur.

Kişinin suça iştiraki yalnızca;

  • Hesap bilgilerini paylaşmak,
  • Kart ve şifreyi teslim etmek,
  • Kripto borsası hesabına erişim sağlamak,
  • Doğrulama kodlarını vermek,
  • Ödeme hesabını başkasının kullanımına açmak

eylemleriyle sınırlı kalmalıdır.

Buna karşılık kişinin;

  • Mağdurla doğrudan görüşmesi,
  • Sahte ilan hazırlaması,
  • Sahte yatırım platformunu yönetmesi,
  • Mağduru para göndermeye ikna etmesi,
  • Dolandırıcılık senaryosunu oluşturması,
  • Parayı bizzat çekmesi,
  • Parayı farklı hesaplara dağıtması,
  • Kripto varlığa dönüştürmesi,
  • Başka hesap sahiplerini sisteme dahil etmesi,
  • Suç gelirinden pay almanın ötesinde organizasyon içinde aktif görev üstlenmesi

hâlinde iştirakinin yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı olmadığı ileri sürülebilir.

Bu durumda TCK m. 158/4 indiriminin uygulanıp uygulanmayacağı somut deliller üzerinden tartışılacaktır.

3. Haksız Menfaat Sağlama Amacı Bulunmalıdır

Kanun, kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket etmesini aramaktadır.

Dolayısıyla hesabı tamamen bilgisi dışında ele geçirilen, kimlik bilgileri kullanılarak adına hesap açılan veya telefonuna uzaktan erişilerek hesabı kullanılan kişi bakımından sorun ceza indirimi değil, öncelikle kastın ve iştirak iradesinin bulunup bulunmadığıdır.

Kişinin suça iştirak iradesi yoksa “cezada indirim” yerine beraat sonucunu doğurabilecek bir savunma gündeme gelir.

4. Hesap Kullandırma ile Dolandırıcılık Arasında Bilinçli Bir Bağ Bulunmalıdır

Salt bir hesaba suçtan kaynaklanan para gelmiş olması, tek başına her olayda kişinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini göstermez.

Ancak kişinin;

  • Hesabını tanımadığı bir kişiye ücret karşılığı vermesi,
  • Çok sayıda para transferine rağmen hesabı kullanıma açık tutması,
  • Kartı ve şifreyi birlikte teslim etmesi,
  • Gelen paralar üzerinden komisyon alması,
  • Suç gelirini nakit çekerek teslim etmesi

iştirak iradesi bakımından aleyhe değerlendirilebilir.

Buna karşılık olağan bir ticari işlem, borç ödemesi, mal satışı veya kripto P2P işlemi sebebiyle hesaba para geldiğini savunan kişinin dosyasında ticari ve teknik kayıtların toplanması gerekir.

TCK m. 158/4 Cezasızlık Getiriyor mu?

Hayır.

Yeni hüküm:

  • Fiili suç olmaktan çıkarmamaktadır.
  • Hesap sahibini otomatik olarak beraat ettirmemektedir.
  • Mahkûmiyeti kendiliğinden kaldırmamaktadır.
  • Her hesap sahibini zorunlu olarak yardım eden kabul etmemektedir.
  • Cezayı bütünüyle ortadan kaldırmamaktadır.

Şartların oluşması hâlinde mahkemenin belirlediği ceza yarı oranında indirilecektir.

Örneğin diğer bütün artırım ve indirimler uygulanmadan belirlenen cezanın sekiz yıl olması hâlinde, TCK m. 158/4 indirimi bakımından bu cezanın dört yıla düşmesi gündeme gelebilir. Bununla birlikte gerçek ceza hesabı; mağdur sayısı, zincirleme suç, teşebbüs, etkin pişmanlık, takdiri indirim ve diğer hükümler birlikte değerlendirilerek yapılır.

Hesabını Bilmeden Kullandıran Kişi Bu İndirimden mi Yararlanır?

Hesabın gerçekten kişinin bilgisi ve iradesi dışında kullanıldığı bir olayda temel hukuki mesele, TCK m. 158/4 indirimi değildir.

Çünkü dolandırıcılık suçuna iştirak için kural olarak kişinin suçun işlenmesine bilerek ve isteyerek katkı sunması gerekir. Hesap bilgileri;

  • Kimlik avı yöntemiyle ele geçirilmişse,
  • Telefon zararlı yazılımla kontrol edilmişse,
  • SIM kart yasa dışı biçimde kopyalanmışsa,
  • Kimlik bilgileri kullanılarak sahte hesap açılmışsa,
  • Kişi yanıltılarak doğrulama işlemi yaptırılmışsa

kasten iştirak koşullarının bulunmadığı savunulabilir.

Bu ihtimalde yalnızca “hesabımı kullandırdım, indirim istiyorum” biçiminde bir savunma yapılması, kişinin bilerek hesap verdiği yönünde yanlış bir kabul yaratabilir. Savunmanın olayın gerçek niteliğine göre kurulması gerekir.

Hesabını Para Karşılığında Kiralayan Kişinin Cezası Yarıya İner mi?

Hesabın bir ücret veya komisyon karşılığında başkasına verilmesi, yeni hükmün en belirgin uygulama alanlarından biridir. Ancak yarı oranındaki indirimin uygulanabilmesi için kişinin katkısının gerçekten hesabı veya zorunlu erişim araçlarını vermekle sınırlı kalması gerekir.

Kişi hesabını vermenin yanında mağdurla görüşmüş, suç gelirini çekmiş, parayı parçalara ayırmış veya organizasyon içinde başka görevler üstlenmişse indirim tartışmalı hâle gelebilir.

Bu nedenle yalnızca sanığın “hesabımı kiraladım” demesi yeterli değildir. Mahkeme;

  • Banka hareketlerini,
  • Paranın geliş ve çıkış zamanlarını,
  • ATM kamera görüntülerini,
  • Mobil bankacılık girişlerini,
  • IP ve cihaz kayıtlarını,
  • HTS ve baz istasyonu verilerini,
  • Sanıklar arasındaki iletişimi,
  • Para çekme veya transfer talimatlarını,
  • Hesap sahibinin elde ettiği menfaati

birlikte değerlendirecektir.

Hesaba Gelen Parayı Bizzat Çeken Kişi İndirimden Yararlanabilir mi?

Bu durum otomatik bir cevaba elverişli değildir.

Kişinin parayı ATM’den veya banka şubesinden çekmesi, iştirakinin yalnızca hesabı kullandırmakla sınırlı olmadığını gösterebilir. Özellikle parayı çektikten sonra dolandırıcılık organizasyonundaki kişilere teslim etmesi, suç gelirinin aktarılmasında aktif rol üstlendiği şeklinde yorumlanabilir.

Bununla birlikte para çekme işleminin;

  • Kimin talimatıyla yapıldığı,
  • Kişinin dolandırıcılık eyleminden ne ölçüde haberdar olduğu,
  • Tek seferlik mi yoksa sistematik mi olduğu,
  • Elde edilen menfaatin miktarı,
  • Mağdurla doğrudan bir bağlantının bulunup bulunmadığı

incelenmeden kategorik bir sonuca varılamaz.

Mahkemenin, kişinin bütün eylemlerini ayrı ayrı göstererek iştirakinin hesap kullandırmayla sınırlı kalıp kalmadığını gerekçelendirmesi gerekir.

Hesaba Gelen Parayı Başka Hesaba Aktaran Kişi Yararlanabilir mi?

Gelen suç gelirinin başka bir hesaba aktarılması da aktif katılım tartışmasını doğurur.

Kişi yalnızca hesabın kullanımını sağlayan araçları teslim etmiş ve transferleri üçüncü kişiler gerçekleştirmişse TCK m. 158/4 kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Buna karşılık transferleri hesap sahibi kendi cihazından ve kendi iradesiyle gerçekleştirmişse savcılık, kişinin suç gelirinin yönlendirilmesinde aktif rol aldığını ileri sürebilir.

Bu ayrımda şu deliller önem taşır:

  • Mobil bankacılığa giriş yapılan cihaz,
  • Cihazın IMEI ve kullanıcı bilgileri,
  • IP ve CGNAT kayıtları,
  • İşlem anındaki konum verileri,
  • SMS doğrulama kayıtları,
  • İşlemden önce ve sonra yapılan görüşmeler,
  • Hesap sahibiyle diğer şüpheliler arasındaki para hareketleri.

Kripto Para Borsası Hesabını Kullandıranlar Düzenleme Kapsamında mı?

Evet. Kanun metninde kripto varlık hizmet sağlayıcıları açıkça sayılmıştır.

Bu nedenle kişinin yerli veya yabancı bir kripto varlık platformundaki hesabını, hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri ya da araçları başkasına vermesi de şartları varsa TCK m. 158/4 kapsamında değerlendirilebilir.

Kripto hesapları bakımından inceleme yalnızca banka hareketleriyle sınırlı kalmamalıdır. Özellikle;

  • Kripto borsası KYC kayıtları,
  • Oturum açma IP’leri,
  • Kullanılan cihaz bilgileri,
  • İki faktörlü doğrulama kayıtları,
  • Emir geçmişi,
  • Kripto yatırma ve çekme kayıtları,
  • Cüzdan adresleri,
  • İşlem kimlikleri yani TXID veya hash bilgileri,
  • Varlıkların izlediği transfer rotası,
  • Varlıkların başka borsalara aktarılıp aktarılmadığı,
  • Hesabın hangi cihazdan yönetildiği

araştırılmalıdır.

Kripto hesaplarında yalnızca hesabın kimin adına açıldığına bakılması maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yeterli değildir. Hesabı fiilen yöneten kişinin teknik kayıtlarla belirlenmesi gerekir.

P2P Kripto İşleminde Hesaba Gelen Para Dolandırıcılık Parası Çıkarsa Ne Olur?

P2P kripto işlemlerinde bir kullanıcı, kripto varlığını başka bir kullanıcıya satar ve karşılığında banka hesabına Türk lirası alır. Ancak para gönderen kişinin başka bir dolandırıcılık olayının mağduru olması hâlinde kripto satıcısının hesabı soruşturmaya konu olabilir.

Bu durumda şu ayrım yapılmalıdır:

Gerçek ve Belgelenebilir P2P İşlemi

Kişi gerçekten kripto varlık satmışsa;

  • P2P emir kaydı,
  • İlan bilgisi,
  • Alıcıyla platform içi yazışmalar,
  • Kripto varlığın karşı tarafa geçtiğini gösteren kayıt,
  • Escrow işlemleri,
  • TXID veya platform transfer kayıtları,
  • Fiyat ve miktar uyumu,
  • Banka ödemesiyle kripto transferinin zaman ilişkisi

dosyaya sunulmalıdır.

Bu deliller, banka hesabına gelen tutarın dolandırıcılık geliri olduğunu bilmeyen satıcının meşru bir ticari işlem yaptığını gösterebilir.

Görünüşte P2P, Gerçekte Para Aktarım Aracılığı

Kişinin herhangi bir gerçek kripto satışı olmadan banka hesabına para kabul etmesi, parayı kriptoya dönüştürerek başka cüzdanlara göndermesi veya her işlemden komisyon alması hâlinde suç organizasyonuna bilinçli katkı iddiası güçlenebilir.

Bu nedenle P2P uyuşmazlıklarında yalnızca banka dekontlarının değil, blokzincir ve platform kayıtlarının da incelenmesi zorunludur.

Başkasının Kripto Hesabını Kullandıran Kişi de Yararlanabilir mi?

Kanun, yalnızca kişinin kendi hesabını değil, kendisine veya başkasına ait hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları vermesini de kapsamaktadır.

Örneğin kişi;

  • Yakını adına açılmış kripto borsası hesabını,
  • Başka bir kişi adına kayıtlı ödeme hesabını,
  • Bir şirket hesabını,
  • Başkasına ait banka kartı ve erişim bilgilerini

dolandırıcılık faaliyetinde kullanılması amacıyla üçüncü kişilere sağladıysa hükmün kapsamı tartışılabilir.

Bununla birlikte kişinin başkasına ait hesaba nasıl eriştiği ve bu eylemin ayrıca başka suçları oluşturup oluşturmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Elektronik Para ve Ödeme Hesapları Kapsamda mı?

Evet. Kanun, ödeme hizmeti sağlayıcıları nezdindeki hesapları açık biçimde kapsamaktadır.

Dolayısıyla yalnızca klasik banka hesapları değil;

  • Elektronik para hesapları,
  • Dijital cüzdanlar,
  • Ödeme kuruluşu hesapları,
  • Sanal kart ve ödeme araçları,
  • Bu hesaplara erişim sağlayan doğrulama araçları

da yeni hükmün kapsamına girebilir.

Aracı Kurum Hesabını Kullandıranlar Yararlanabilir mi?

Kanun metninde aracı kurum nezdindeki hesaplar da açıkça sayılmıştır.

Böylece yatırım hesabını veya bu hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri dolandırıcılık organizasyonunun kullanımına sunan kişilerin de fiilleri TCK m. 158/4 kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak aracı kurum hesabının ayrıca sermaye piyasası suçlarında, piyasa dolandırıcılığında veya suç gelirlerinin aklanmasında kullanılması hâlinde diğer suçlar yönünden ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması gerekir.

Sadece IBAN Numarasını Vermek Suç mudur?

Bir kişiye yalnızca IBAN numarasını vermek her durumda suç değildir. Günlük ticari ve özel hayat içinde IBAN paylaşılması olağan bir işlemdir.

Ceza sorumluluğunun doğması için olayın bütünü itibarıyla;

  • Hesabın suçta kullanılacağını bilme,
  • Suça bilinçli katkı,
  • Haksız menfaat amacı,
  • Dolandırıcılıkla hesap paylaşımı arasındaki bağlantı

araştırılmalıdır.

Bir malın satış bedelini almak, borç tahsil etmek, kira bedeli kabul etmek veya meşru bir hizmet karşılığında IBAN paylaşmak tek başına dolandırıcılık suçuna iştirak oluşturmaz.

Yeni Düzenleme Soruşturma Aşamasındaki Dosyalara Uygulanır mı?

Lehe ceza kanununun geçmişe uygulanması ilkesi gereğince, fiilin yeni düzenleme kapsamına girdiği ileri sürülebiliyorsa soruşturma aşamasındaki dosyada TCK m. 158/4 dikkate alınmalıdır.

Şüphelinin eyleminin yalnızca hesabını veya erişim araçlarını vermekle sınırlı kaldığını gösteren deliller soruşturma aşamasında toplanmalıdır.

Savcılıktan özellikle;

  • Banka ve platform oturum kayıtlarının,
  • IP ve cihaz verilerinin,
  • ATM görüntülerinin,
  • HTS ve baz kayıtlarının,
  • Para transfer rotasının,
  • Diğer şüphelilerle bağlantıların,
  • Kripto işlemlerinde zincir üstü kayıtların

araştırılması talep edilebilir.

İlk Derece Mahkemesinde Yargılananlar Ne Yapmalı?

Yargılama devam ediyorsa mahkemenin yeni ve lehe düzenlemeyi resen gözetmesi gerekir. Bununla birlikte sanığın fiilinin neden TCK m. 158/4 kapsamında kaldığı somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Savunmada yalnızca “yeni yasa çıktı, cezam yarıya insin” denilmesi yeterli değildir.

Şu soruların cevaplandırılması gerekir:

  1. Hesap kime aittir?
  2. Hesabı fiilen kim kullanmıştır?
  3. Giriş yapılan cihaz kime aittir?
  4. Para veya kripto varlıkları kim transfer etmiştir?
  5. Sanık mağdurla görüştü mü?
  6. Sanık dolandırıcılık senaryosunu biliyor muydu?
  7. Sanığın elde ettiği menfaat nedir?
  8. Sanığın eylemi hesabı kullandırmanın ötesine geçti mi?
  9. Dosyada birden fazla mağdur veya farklı eylem var mı?
  10. Başka suçlardan da mahkûmiyet talep ediliyor mu?

Dosyası İstinafta Olanlar Ne Yapmalı?

7589 sayılı Kanun’un geçici düzenlemesine göre, yürürlük tarihinden önce TCK m. 157 veya m. 158 kapsamında hüküm kurulmuş ve dosyası bölge adliye mahkemesi ceza dairesinde bulunan kişilerden TCK m. 158/4 kapsamına girebilecek olanların dosyaları hakkında bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörülmektedir.

İlk derece mahkemesi, kişinin fiilinin gerçekten hesap veya erişim araçlarını kullandırmakla sınırlı olup olmadığını değerlendirecektir.

Bu süreç otomatik beraat anlamına gelmez. İlk derece mahkemesi;

  • İndirim hükmünü uygulayabilir,
  • Şartların oluşmadığına karar verebilir,
  • Eksik delillerin toplanmasına karar verebilir,
  • Yeni ceza miktarına göre HAGB, erteleme veya diğer kişiselleştirme hükümlerini değerlendirebilir.

Dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında Olanlar Ne Yapmalı?

Geçici hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların gelişlerindeki usule uygun biçimde ilk derece mahkemelerine gönderileceğini düzenlemektedir.

Dosyanın hangi aşamada bulunduğu, hükmün niteliği ve sanığın TCK m. 158/4 şartlarını sağlayıp sağlamadığı ayrıca incelenmelidir.

Kanun metninin doğrudan düzenlemediği veya uygulamada tereddüt doğuran ara aşamalarda ise lehe kanunun geçmişe uygulanması ilkesi ve kanun yolu kuralları birlikte değerlendirilmelidir.

Dosyası Yargıtay Ceza Dairesinde Olanlar Ne Yapmalı?

Geçici hüküm, bölge adliye mahkemesi ceza daireleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaları açıkça düzenlemektedir. Yargıtay ceza dairesinin önüne ulaşmış dosyalarda uygulanacak usul ise dosyanın niteliğine göre şekillenecektir.

Yeni düzenleme maddi ceza hukuku bakımından sanık lehine sonuç doğuruyorsa Yargıtay’ın lehe kanun değerlendirmesi yapılmasını sağlayacak biçimde karar vermesi beklenir. Ancak dosyanın doğrudan hangi mahkemeye gönderileceği ve incelemenin kapsamı somut dosyanın usul aşamasına göre belirlenmelidir.

Cezası Kesinleşmiş ve İnfaza Başlamış Olanlar Yararlanabilir mi?

Evet, ancak özel koşullar bulunmaktadır.

Geçici düzenlemeye göre;

  • Kanunun yürürlüğe girmesinden önce TCK m. 157 veya m. 158 uyarınca hüküm kurulmuş olmalı,
  • Kişinin fiili TCK m. 158/4 kapsamına girmeli,
  • Dosya infaz aşamasında olmalı,
  • Hükümlü hakkında daha önce TCK m. 168 etkin pişmanlık hükmü uygulanmamış olmalı,
  • Mağdurun zararı, mahkeme tarafından yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde tamamen giderilmelidir.

Bu şartlar gerçekleşirse hükümlü, TCK m. 168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.

Önemli olan, altı aylık sürenin kanunun yayımlandığı gün kendiliğinden başlamamasıdır. Kanun, sürenin mahkemece yapılacak ihtardan itibaren başlayacağını düzenlemektedir.

Ayrıca zarar tamamen giderilinceye kadar yalnızca bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.

Zarar Ödenmeden Ceza Yarıya İner mi?

Bu sorunun cevabı dosyanın aşamasına göre değişir.

Devam Eden veya Kesinleşmemiş Dosyalar

TCK m. 158/4’teki yarı oranında indirim için kanun metninde zararın giderilmesi bağımsız bir koşul olarak düzenlenmemiştir.

Kişinin fiili hükmün kapsamına giriyorsa yarı oranındaki indirim, zarar giderilmemiş olsa bile gündeme gelebilir.

Ancak ayrıca etkin pişmanlık veya HAGB uygulanması talep ediliyorsa zarar giderimi önem taşır.

Kesinleşmiş ve İnfaz Aşamasındaki Dosyalar

Geçici hüküm kapsamında sonradan etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen hükümlünün mağdur zararını mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen gidermesi gerekir.

Dolayısıyla kesinleşmiş dosyalarda TCK m. 158/4’ün uyarlanması ile geçici madde kapsamında etkin pişmanlık uygulanması birbirinden ayrılmalıdır.

Altı Aylık Süre Ne Zaman Başlar?

Altı aylık süre;

  • TBMM’de kabul tarihinden,
  • Kanunun Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten,
  • Hükümlünün yasayı öğrendiği tarihten,
  • Avukatın başvuru yaptığı tarihten

kendiliğinden başlamaz.

Kanun metnine göre süre, mahkeme tarafından yapılacak ihtardan itibaren başlar.

Bu nedenle mahkemenin;

  • Ödenmesi gereken zarar miktarını,
  • Mağduru veya mağdurları,
  • Ödeme yöntemini,
  • Sürenin başlangıç tarihini

açık ve denetlenebilir biçimde belirlemesi önemlidir.

Zararın Bir Kısmını Ödemek Yeterli mi?

Geçici düzenleme, mağdur zararının tamamen giderilmesini aramaktadır.

Bu nedenle kural olarak kısmi ödeme yeterli değildir. Etkin pişmanlığa ilişkin genel hükümler bakımından kısmi geri verme durumunda mağdurun rızası ayrıca önem taşıyabilir. TCK m. 168 kapsamında soruşturma başlamadan veya kovuşturmanın belirli aşamalarında yapılan tam giderim, farklı oranlarda indirim imkânı sağlayabilir.

Birden fazla mağdur varsa her mağdurun zararının ayrı ayrı hesaplanması ve tam giderimin bütün zararları kapsaması gerekebilir.

Mağdur Zararı Daha Önce Ödenmişse Ne Olur?

Zarar daha önce tamamen giderilmişse;

  • Ödemenin hangi tarihte yapıldığı,
  • Kime yapıldığı,
  • Dosyadaki hangi zararı karşıladığı,
  • Mahkeme kararında TCK m. 168’in uygulanıp uygulanmadığı

incelenmelidir.

Mahkûmiyet hükmünde etkin pişmanlık uygulanmışsa geçici düzenlemedeki ek imkândan ikinci kez yararlanılması mümkün olmayabilir. Ancak TCK m. 158/4’teki yarı oranında indirim, şartları varsa ayrıca değerlendirilmelidir.

Ceza Ne Kadar Düşebilir?

Yeni düzenleme her dosyada aynı sonucu doğurmaz.

Basitleştirilmiş bir örnek üzerinden:

  • Mahkemenin diğer hükümler uygulanmadan önce belirlediği ceza sekiz yıl olsun.
  • TCK m. 158/4 uygulanırsa ceza dört yıla iner.
  • Etkin pişmanlığın azami yarı indirimi de uygulanırsa ceza teorik olarak iki yıla kadar düşebilir.
  • Takdiri indirim veya başka hükümler varsa sonuç ayrıca değişebilir.

Ancak bu hesaplamanın otomatik olmadığı unutulmamalıdır. Etkin pişmanlıkta kanunun öngördüğü oranlar bazı aşamalarda “yarısına kadar” veya “üçte ikisine kadar” şeklindedir. Mahkeme uygulanacak oranı dosyanın koşullarına göre belirler.

Ayrıca zincirleme suç, birden fazla mağdur, örgütlü yapı, farklı suçlar ve kişisel ceza sorumluluğunu etkileyen diğer hükümler sonuç cezayı değiştirebilir.

Yeni Ceza İki Yılın Altına Düşerse HAGB Uygulanır mı?

Ceza miktarının iki yıl veya daha az olması, HAGB bakımından yalnızca ilk koşullardan biridir.

HAGB için ayrıca;

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
  • Mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate varması,
  • Mağdur veya kamu zararının tamamen giderilmesi,
  • Suçun HAGB kapsamı dışında bırakılan suçlardan olmaması

gerekir.

Zararın derhal giderilemediği bazı durumlarda, denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödeme koşuluyla da HAGB kararı verilebilir.

Bu nedenle “ceza iki yılın altına indi, HAGB kesin uygulanır” şeklindeki değerlendirme doğru değildir. HAGB mahkemenin koşulları ayrı ayrı incelemesini gerektirir.

Ceza İki Yılın Altına Düşerse Hapis Cezası Ertelenir mi?

Hapis cezasının ertelenmesi de otomatik değildir.

Mahkeme;

  • Cezanın süresini,
  • Sanığın geçmişini,
  • Yeniden suç işlemeyeceği yönündeki kanaati,
  • Yasal diğer koşulları

birlikte değerlendirir.

Ayrıca HAGB kararı verilmişse açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezasının aynı anda ertelenmesi veya seçenek yaptırıma çevrilmesi mümkün değildir. HAGB’nin ihlal edilerek hükmün açıklanması hâlinde ise kanunda gösterilen koşullar doğrultusunda farklı değerlendirmeler yapılabilir.

Yeni Düzenleme Otomatik Tahliye Sağlar mı?

Hayır.

Kanunun kabul edilmesi;

  • Cezaevindeki kişinin kendiliğinden tahliyesini,
  • İnfazın otomatik durmasını,
  • Denetimli serbestlik tedbirinin kaldırılmasını,
  • Yakalama kararının kendiliğinden sona ermesini

sağlamaz.

Öncelikle yeni hükmün somut kişiye uygulanabilir olup olmadığı mahkemece belirlenmelidir. Sonuç ceza yeniden hesaplandıktan sonra kişinin infaz ettiği süre ve infaz rejimi ayrıca değerlendirilir.

Sonradan yürürlüğe giren lehe kanun nedeniyle infazda tereddüt doğması hâlinde kararın kural olarak hükmü veren mahkemeden istenmesi gerekir.

Denetimli Serbestlikte Olan Kişinin Denetimi Kendiliğinden Kalkar mı?

Hayır.

Kişinin cezası kesinleşmiş, bir süre cezaevinde kaldıktan sonra denetimli serbestliğe ayrılmış olsa bile yeni düzenlemenin kendiliğinden denetimi kaldırması söz konusu değildir.

Öncelikle;

  1. TCK m. 158/4’ün uygulanıp uygulanmayacağı,
  2. Geçici etkin pişmanlık şartlarının bulunup bulunmadığı,
  3. Yeni sonuç cezanın ne olduğu,
  4. İnfaz edilen süre,
  5. Koşullu salıverme ve denetimli serbestlik hesabı

mahkeme ve infaz makamları tarafından yeniden değerlendirilmelidir.

Yeni sonuç ceza tamamen infaz edilmiş sayılıyorsa buna bağlı bir karar verilebilir. Ancak kişi kendi değerlendirmesiyle denetim yükümlülüklerine son veremez.

Adli Sicil Kaydı Otomatik Silinir mi?

Yeni düzenleme mahkûmiyet kaydını kendiliğinden silmez.

Uyarlama sonucunda;

  • Mahkûmiyet hükmünün niteliği,
  • Sonuç ceza,
  • HAGB uygulanıp uygulanmadığı,
  • Cezanın infaz edilip edilmediği,
  • Yasaklanmış hakların durumu

değişebilir.

Adli sicil ve arşiv kaydına ilişkin sonuçlar, uyarlama kararı kesinleştikten sonra ayrıca değerlendirilmelidir.

MASAK Blokesi veya Hesap Blokesi Kendiliğinden Kalkar mı?

Hayır.

TCK m. 158/4 ceza miktarına ilişkin özel bir indirim hükmüdür. Banka hesabındaki idari veya adli blokenin kendiliğinden kaldırılmasını düzenlemez.

Blokenin;

  • Savcılık veya mahkeme kararına,
  • MASAK işlemlerine,
  • Bankanın uyum tedbirlerine,
  • El koyma kararına,
  • Başka bir soruşturmaya

dayanıp dayanmadığı belirlenmelidir.

Ceza indiriminin uygulanması, tedbirin devam edip etmeyeceği konusunda önemli olabilir; ancak bloke veya el koyma için ayrıca karar alınması gerekir.

El Konulan Kripto Varlıklar Otomatik Olarak İade Edilir mi?

Hayır.

Kripto varlık hesabının kullandırılması nedeniyle ceza indirimi uygulanması, el konulan bütün varlıkların otomatik iadesi anlamına gelmez.

Varlıkların;

  • Suçtan elde edilip edilmediği,
  • Mağdura ait olup olmadığı,
  • Müsadereye konu olup olmadığı,
  • Üçüncü kişinin mülkiyetinde bulunup bulunmadığı,
  • Başka soruşturmalarla ilişkisi

ayrıca incelenmelidir.

Zincir analiziyle varlıkların kaynağı ve transfer rotası ortaya konulmadan yalnızca hesabın kimin adına kayıtlı olduğuna göre karar verilmesi maddi gerçeğe ulaşılması bakımından yeterli değildir.

Birden Fazla Mağdur Varsa Ne Olur?

Bir hesabın farklı dolandırıcılık dosyalarında veya çok sayıda mağdura karşı kullanılması hâlinde;

  • Eylemlerin tek suç mu yoksa ayrı suçlar mı oluşturduğu,
  • Zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı,
  • Hesap sahibinin her olaya ilişkin bilgisinin bulunup bulunmadığı,
  • Her mağdurun zararının ne kadar olduğu,
  • Zarar gideriminin hangi mağdurları kapsadığı

ayrı ayrı değerlendirilir.

TCK m. 158/4 indirimi, şartları varsa ceza belirlenirken uygulanabilir. Ancak mağdur sayısı ve suçların hukuki niteliği sonuç ceza üzerinde ciddi farklılıklar yaratabilir.

Hesabını Bir Kez Kullandıranla Sürekli Hesap Temin Eden Kişinin Durumu Aynı mı?

Kanun metni her iki kişi için de doğrudan ayrı indirim oranları belirlememiştir. Bununla birlikte eylemin sürekliliği ve organizasyon içindeki rol;

  • Temel cezanın belirlenmesinde,
  • Kişinin iştirak biçiminin tespitinde,
  • Takdiri indirimde,
  • Örgüt bağlantısında,
  • Hesap kullandırmayla sınırlılık koşulunda

önem taşıyabilir.

Sistematik olarak hesap sahipleri bulan, hesapları organize eden veya suç gelirinin dağıtımını yöneten kişinin fiili, yalnızca kendi hesabını kullandıran kişiden farklı değerlendirilebilir.

Savunmada Hangi Deliller Toplanmalıdır?

Hesap kullandırma dosyalarında yalnızca banka hesabının kimin adına olduğuna bakılması yeterli değildir.

Somut olaya göre aşağıdaki deliller toplanmalıdır:

Banka ve ödeme kayıtları

  • Hesap hareketlerinin tamamı,
  • Para giriş ve çıkış saatleri,
  • ATM ve şube kamera görüntüleri,
  • Para çekilen yerler,
  • Mobil bankacılık oturumları,
  • Doğrulama ve SMS kayıtları,
  • Alıcı hesapların gerçek sahipleri.

Teknik veriler

  • IP adresleri,
  • CGNAT kayıtları,
  • IMEI ve cihaz bilgileri,
  • Telefon ve bilgisayar incelemeleri,
  • Uygulama oturum kayıtları,
  • Fiziksel konum ve baz istasyonu verileri,
  • Silinen verilerin adli bilişim yöntemiyle incelenmesi.

İletişim kayıtları

  • Mesajlaşmalar,
  • Telefon görüşmeleri,
  • E-posta kayıtları,
  • Sosyal medya konuşmaları,
  • Hesabın kullandırılmasına ilişkin talimatlar,
  • Ücret veya komisyon konuşmaları.

Kripto işlemleri

  • KYC kayıtları,
  • Platform oturumları,
  • Emir ve işlem geçmişi,
  • Cüzdan adresleri,
  • TXID ve işlem hashleri,
  • Blokzincir transfer rotası,
  • Varlıkların gönderildiği borsalar,
  • P2P emir ve escrow kayıtları.

Ticari belgeler

  • Fatura,
  • Sözleşme,
  • Satış ilanı,
  • Kargo kaydı,
  • Mal veya hizmet teslim belgesi,
  • P2P kripto satış kayıtları,
  • Borç veya alacak ilişkisini gösteren belgeler.

HAGB Düzenlemesi Gerçekte Neyi Değiştirdi?

  1. Yargı Paketi hakkında yapılan birçok açıklamada, HAGB kararlarına karşı istinaf yolunun ilk kez bu paketle getirildiği ileri sürülmektedir. Bu bilgi doğru değildir.

HAGB kararlarına karşı istinaf yolu, 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonucunda 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli kararıyla CMK m. 231/5’in ilk cümlesini iptal etmiş; iptal gerekçesinde işkence ve kötü muamele niteliğindeki suçlarda HAGB uygulanmasını engelleyen yeterli bir kanuni istisnanın bulunmamasına vurgu yapmıştır. İptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. 12. Yargı Paketi, oluşacak düzenleme ihtiyacını karşılamak üzere HAGB hükümlerini yeniden kanunlaştırmış ve belirli kötü muamele suçlarını HAGB kapsamı dışında bırakmıştır.

HAGB Uygulanamayacak Suçlar

Yeni düzenlemeye göre HAGB hükümleri;

  • İşkence suçu,
  • Eziyet suçu,
  • Kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar

bakımından uygulanmayacaktır.

HAGB’nin Temel Koşulları

HAGB kararı verilebilmesi için genel olarak;

  • Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması,
  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
  • Mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate varması,
  • Mağdurun veya kamunun zararının tamamen giderilmesi

gerekir.

Zarar hemen giderilemiyorsa denetim süresi boyunca aylık taksitlerle ödeme koşuluyla HAGB kararı verilmesi mümkündür.

HAGB Kararına Karşı Hangi Kanun Yoluna Gidilir?

HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi, hem usule hem de esasa ilişkin hukuka aykırılıkları inceleyebilir.

HAGB kararı ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse kanundaki şartlar çerçevesinde temyiz yolu gündeme gelebilir.

Genetik Veriler ve DNA Örnekleri Nasıl Korunacak?

Paketle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun genetik inceleme sonuçlarına ilişkin hükümleri yeniden düzenlenmektedir.

Buna göre;

  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi,
  • İtiraz süresinin dolması veya itirazın reddedilmesi,
  • Beraat kararının kesinleşmesi,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi

gibi durumlarda genetik verilerin imhası öngörülmektedir.

Diğer hâllerde ise veriler kararın kesinleşmesinden itibaren kanunda belirlenen süre boyunca saklanabilecek; ilgilinin silinme talebi ve verilerin hangi amaçlarla kullanılabileceği yasal güvenceye bağlanacaktır.

Genetik veriler, niteliği itibarıyla kişisel verilerin en hassas kategorilerinden biridir. Bu nedenle saklama ve kullanımın sınırsız olmaması, masumiyet karinesi ve özel hayatın korunması bakımından önemlidir.

Bilgisayar Araması ve Dijital Materyallere El Koyma Değişti mi?

Teklif sürecinde CMK m. 134 kapsamındaki bilgisayar, bilgisayar programı ve bilgisayar kütüklerinde arama ile el koymaya ilişkin değişiklikler bulunmaktaydı.

Ancak bu düzenleme TBMM Genel Kurulu görüşmeleri sırasında nihai metinden çıkarılmıştır.

Dolayısıyla;

  • Dijital cihazlara el koyma,
  • Hâkim onayı,
  • Adli kopya teslimi,
  • Dijital verilerin imhası

bakımından teklif aşamasında tartışılan yeni hükümler 7589 sayılı Kanun’un nihai metninde yer almamıştır.

Kaçak Sanık Sorgulanmadan Mahkûm Edilebilir mi?

Yeni düzenlemeyle, daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilememesi yönünde güvence getirilmektedir.

Kaçak sanık hakkında kovuşturma işlemleri yürütülebilecek; ancak kişinin savunması alınmadan mahkûm edilmesi önlenecektir.

Güvenlik tedbirine karar verilmiş olması hâlinde yakalanan veya teslim olan kişinin, mahkemede bizzat hazır bulunarak yargılamanın yenilenmesini istemesi mümkün olacaktır.

Bu hüküm, kişinin yokluğunda yürütülen ceza yargılamalarında savunma hakkını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Nasıl Değişti?

CMK m. 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairesi kararlarına itiraz yetkisi genişletilmektedir.

Düzenlemeyle;

  • İtiraz süresi bir aydan üç aya çıkarılmakta,
  • İtirazın kapsamı Yargıtayın daha geniş bir ceza dairesi karar grubunu kapsamakta,
  • Sanık lehine yapılan itirazlarda süre sınırı uygulanmaması korunmaktadır.

Bu kanun yolu, doğrudan sanığın kullanabildiği olağan bir başvuru yolu değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının takdirine bağlı olağanüstü nitelikte bir denetim mekanizmasıdır.

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı mı?

  1. Yargı Paketi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi kaldırılmaktadır.

Belirsiz alacak davası özellikle;

  • İşçilik alacakları,
  • Bedensel zarar tazminatları,
  • Destekten yoksun kalma tazminatı,
  • Ticari hesap uyuşmazlıkları,
  • Alacak miktarının dava tarihinde tam belirlenemediği dosyalar

bakımından sıkça kullanılmaktaydı.

Yeni sistemde kısmi dava mekanizması güçlendirilmekte; davacıya tahkikat sona erinceye kadar talebini artırma imkânı tanınmaktadır. Talep artırımı bakımından iddianın genişletilmesi yasağı uygulanmayacak ve zamanaşımı sonucunun ilk dava tarihine bağlanmasına yönelik koruma sağlanacaktır.

Devam Eden Belirsiz Alacak Davaları Ne Olacak?

Devam eden davaların durumu geçiş hükümleri, usul işlemlerinin yapıldığı tarih ve derhal uygulama ilkesi birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Bir davanın sırf HMK m. 107 kaldırıldığı için kendiliğinden reddedileceği sonucuna varılamaz. Kazanılmış usuli haklar, tamamlanmış işlemler ve geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir.

İşçilik Alacakları Nasıl Etkilenecek?

İşçilik alacaklarında ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin gibi alacakların miktarı çoğu zaman işveren kayıtları ve bilirkişi hesabıyla belirlenmektedir.

Yeni dönemde davanın doğru biçimde kısmi dava olarak kurulması, harç hesabı, zamanaşımı ve talep artırımının zamanında yapılması daha da önemli hâle gelecektir.

Duruşmalar Arasında En Fazla Üç Ay mı Olacak?

Paket, hukuk yargılamasında duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçmemesini öngörmektedir.

Bilirkişi incelemesi, istinabe veya başka zorunlu nedenlerle bu sürenin aşılması gerekiyorsa hâkim gerekçe göstermelidir.

Bu düzenleme, davaların mutlaka üç ay içinde tamamlanacağı anlamına gelmez. Sadece iki duruşma arasındaki uzun bekleme sürelerinin gerekçelendirilmesini ve yargılama takviminin daha sıkı takip edilmesini amaçlar.

E-Duruşmada Fiziksel İmza Zorunluluğu Kalktı mı?

Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan kişilerin beyanları bakımından kural olarak ayrıca fiziksel imza aranmayacaktır.

Ancak;

  • İkrar,
  • Yemin,
  • Davadan feragat,
  • Davayı kabul,
  • Sulh

gibi doğrudan taraf iradesi ve ağır hukuki sonuç doğuran işlemlerde özel güvenceler korunmaktadır.

Bu düzenlemenin yürürlük tarihi, kanunun yayımlanmasından sonraki özel süre dikkate alınarak kontrol edilmelidir.

Yasal Faiz Oranı Nasıl Değişecek?

Paket, yasal faizin sabit oran yerine ekonomik göstergelere bağlı olarak değişmesini öngörmektedir.

Yeni sistemde yasal faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilen kısa vadeli avans veya reeskont göstergesiyle bağlantılı biçimde belirlenecektir. Önceki yılın son günü itibarıyla geçerli oranın belirli bir yüzdesi esas alınacak; yıl ortasında önemli bir fark oluşması hâlinde ikinci yarı için oran yeniden güncellenecektir.

Amaç, yüksek enflasyon dönemlerinde sabit yasal faizin alacaklı zararını karşılayamaması sorununu azaltmaktır.

Düzenleme;

  • Tazminat davalarını,
  • Sözleşmeden kaynaklanan alacakları,
  • İcra takiplerini,
  • Ticari olmayan para borçlarını,
  • Mahkeme kararlarında hükmedilen faizleri

doğrudan etkileyebilir.

Yeni Yasal Faiz Geçmiş Alacaklara Uygulanır mı?

Bu konuda;

  • Borcun doğum tarihi,
  • Temerrüt tarihi,
  • Davanın açıldığı tarih,
  • Faizin işlemeye başladığı tarih,
  • Kanunun yürürlük ve geçiş hükümleri

birlikte incelenmelidir.

Yeni faiz oranının geçmişte tamamlanmış dönemlere aynen uygulanacağı yönünde genel ve kategorik bir sonuç çıkarılamaz. Faiz alacağının dönemsel niteliği ve yürürlük kuralları önem taşır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Ne Değişti?

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde yapılan değişiklikle, destekten yoksun kalma ve bedensel zarar tazminatlarında faiz başlangıcı bakımından kazancın bilindiği ve bilinmediği dönemler ayrıştırılmaktadır.

Genel yaklaşım şu şekildedir:

  • Zarara uğrayan kişinin kazancının belirlenebildiği dönem bakımından olay veya haksız fiil tarihi,
  • Geleceğe yönelik ve henüz gerçekleşmemiş kazanç kaybı bakımından karar tarihi

faiz başlangıcında farklı biçimde ele alınacaktır.

Bu düzenleme özellikle uzun süren trafik kazası, iş kazası ve ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma davalarında tazminat hesabını etkileyebilir.

Miras Kalan Taşınmazların Satışında Ne Değişti?

Ortaklığın giderilmesi sonucunda satışına karar verilen ve miras yoluyla edinilmiş taşınmazlarda yeni bir artırma sistemi öngörülmektedir.

İlk artırma belirli koşullarla yalnızca mirasçılar veya paydaşlar arasında gerçekleştirilecek; taşınmazın tahmin edilen değerinin tamamını karşılayan teklif bulunması hâlinde taşınmaz üçüncü kişilere açılmadan aile veya paydaş çevresi içinde kalabilecektir.

İlk artırmada alıcı çıkmaması hâlinde satış genel katılıma açık biçimde gerçekleştirilecektir.

Düzenlemenin amacı, miras kalan taşınmazların paydaşlar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle değerinin altında üçüncü kişilere geçmesini azaltmaktır.

Vesayet Altındaki Kişilerin Malları Nasıl Satılacak?

Vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların satışlarının UYAP ile bağlantılı elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla yapılması öngörülmektedir.

Elektronik satış sistemi;

  • Daha geniş katılım,
  • İşlemlerin kayıt altına alınması,
  • Şeffaflığın artırılması,
  • Malın gerçek değerine daha yakın bedelle satılması

bakımından önem taşımaktadır.

Bu hüküm için kanunda öngörülen özel yürürlük süresinin ayrıca dikkate alınması gerekir.

İdare Mahkemelerinde Tek Hâkim Sınırı Değişti mi?

İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle karara bağlanabilecek parasal uyuşmazlıkların sınırı yükseltilmektedir.

Bu değişiklik, daha fazla dosyanın kurul hâlinde değil tek hâkim tarafından görülmesi sonucunu doğurabilir.

Ayrıca bölge idare mahkemelerinin istinaf aşamasında eksik keşif ve bilirkişi işlemlerini bizzat tamamlayabilmesi amaçlanmaktadır. Böylece dosyanın her eksiklikte ilk derece mahkemesine gönderilmesinden kaynaklanan gecikmelerin azaltılması hedeflenmektedir.

Noter Evrakları Elektronik Ortamda Gönderilebilecek mi?

Mahkeme ve Cumhuriyet savcılıkları tarafından talep edilen noterlik belgelerinin güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda iletilebilmesine imkân tanınmaktadır.

Bu işlemler bakımından kanunda belirtilen harç, vergi ve değerli kâğıt bedellerinin alınmaması öngörülmektedir.

Düzenleme özellikle soruşturma ve davalarda noter belgelerinin beklenmesinden kaynaklanan süre kaybını azaltabilir.

Bilirkişiye Gereksiz Başvurulmasının Sonucu Ne Olacak?

Hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulmaması ilkesi zaten yargılama hukukunun temel kurallarındandır.

Yeni düzenleme, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuk bilgisiyle çözülebilecek bir konuda bilirkişiye başvurulmasını disiplin hukuku bakımından daha açık bir yaptırıma bağlamaktadır.

Bilirkişinin görevi teknik veya özel bilgi gerektiren konularla sınırlıdır. Bir sözleşmenin hukuki yorumu, kanunun uygulanması veya delillerin hukuki niteliği bilirkişiye bırakılamaz.

12. Yargı Paketi’nde Bulunmayan Düzenlemeler

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi’ne ilişkin birçok taslak, beklenti ve sosyal medya iddiası dolaşmıştır. Ancak nihai kabul metni esas alınmalıdır.

Aşağıdaki düzenlemeler paketin nihai hâlinde bulunmamaktadır:

Genel af ve toplu infaz indirimi

Bütün hükümlülere uygulanacak genel af, yüzde 50 infaz indirimi veya genel ceza indirimi yoktur.

Yeni genel denetimli serbestlik süresi

Bütün suçlar ve hükümlüler için denetimli serbestlik süresini genişleten genel bir hüküm bulunmamaktadır.

Nitelikli dolandırıcılığın görevli mahkemesinin değiştirilmesi

TCK m. 158 kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık davalarının tamamının ağır ceza mahkemelerinden alınarak asliye ceza mahkemelerine verilmesine ilişkin bir düzenleme kabul edilmemiştir.

CMK m. 134 bilgisayar araması değişikliği

Teklif aşamasında tartışılan bilgisayar ve dijital materyal aramasına ilişkin değişiklik nihai metinden çıkarılmıştır.

İdareye karşı icra öncesi zorunlu başvuru

İdare aleyhine ilamlı icra takibinden önce idareye otuz günlük başvuru zorunluluğu getirilmesine ilişkin teklif hükmü nihai metinde yer almamıştır.

Nafaka ve boşanma reformu

Yoksulluk nafakasının süresi, iki aşamalı boşanma veya fiilî ayrılığa bağlı yeni boşanma sebebi bu kanunda düzenlenmemiştir.

Sosyal medya kimlik doğrulaması

Sosyal medya hesaplarının kimlik bilgileriyle açılmasını zorunlu kılan genel bir düzenleme yoktur.

Tapu işlemlerinde avukat zorunluluğu

Belirli bir tutarın üzerindeki tapu işlemlerinde avukat bulundurma zorunluluğu bu pakette kabul edilmemiştir.

Dosyası Bulunan Kişiler İçin Uygulama Yol Haritası

Soruşturma aşamasındaysanız

  • İsnat edilen suç maddesini belirleyin.
  • Hesabın fiilen kim tarafından kullanıldığını gösteren teknik kayıtları talep edin.
  • Banka veya kripto platformu kayıtlarının silinmeden getirtilmesini sağlayın.
  • Meşru işlem varsa fatura, sözleşme, P2P kayıtları ve yazışmaları sunun.
  • Hesabın bilgisi dışında kullanıldığı iddiası varsa bunu indirim savunmasıyla karıştırmayın.

İlk derece mahkemesindeyseniz

  • TCK m. 158/4’ün uygulanma şartlarını somutlaştıran ek savunma sunun.
  • Eylemin hesap kullandırmanın ötesine geçmediğini delillerle gösterin.
  • Zarar gideriminin etkin pişmanlık ve HAGB sonuçlarını ayrıca değerlendirin.
  • Birden fazla mağdur ve farklı eylemler varsa her olayı ayrı inceleyin.

Dosyanız istinaftaysa

  • Lehe kanun talebini dosyaya sunun.
  • Geçici hüküm uyarınca bozma ve ilk derece mahkemesine gönderme koşullarını açıklayın.
  • Hesap kullandırma rolünü gösteren delillerin eksik olup olmadığını belirleyin.

Dosyanız temyizdeyse

  • Dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında mı yoksa ceza dairesinde mi olduğunu belirleyin.
  • Lehe kanun değerlendirmesinin yapılmasını talep edin.
  • Kanun metnindeki geçiş hükümlerini dosyanın bulunduğu aşamaya göre yorumlayın.

Cezanız kesinleşmişse

  • Hükmü veren mahkemeye uyarlama talebi yöneltilmesini değerlendirin.
  • Daha önce TCK m. 168 uygulanıp uygulanmadığını kontrol edin.
  • Mağdur zararının miktarını ve kapsamını belirleyin.
  • Mahkeme ihtarından itibaren başlayacak altı aylık süreyi takip edin.
  • Zarar tamamen giderilmeden infazın otomatik durmayacağını dikkate alın.

Sık Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi ne zaman kabul edildi?

  1. Yargı Paketi, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi ve 7589 sayılı Kanun numarasını aldı.

12. Yargı Paketi yürürlüğe girdi mi?

20 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM kanun bilgi sayfasında Resmî Gazete tarih ve sayı bilgisi gösterilmemektedir. Yürürlük için Resmî Gazete yayımı ve kanundaki özel yürürlük tarihleri kontrol edilmelidir.

12. Yargı Paketi’nde af var mı?

Hayır. Genel af, özel af veya bütün hükümlüleri kapsayan genel infaz indirimi bulunmamaktadır.

IBAN mağdurları düzenlemesi kimleri kapsıyor?

Dolandırıcılık suçuna iştiraki, banka veya benzeri ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı hesabını kullandırmakla sınırlı kalan kişiler kapsamda olabilir.

Hesabını kiralayan herkesin cezası yarıya iner mi?

Hayır. Kişinin fiilinin hesap kullandırmakla sınırlı kalması gerekir. Mağdurla görüşme, parayı yönetme veya organizasyonda başka görev üstlenme hâlinde indirim uygulanmayabilir.

Hesabımı bilgim dışında kullandılarsa ne olur?

Bu durumda öncelikle kast ve iştirak iradesi bulunmadığı savunulmalıdır. Gerçekten bilgi dışı kullanım varsa mesele ceza indirimi değil, beraat koşullarının oluşup oluşmadığıdır.

Kripto borsası hesabımı kullandırdıysam yararlanabilir miyim?

Kanun kripto varlık hizmet sağlayıcı hesaplarını açıkça kapsamaktadır. Ancak eylemin yalnızca hesabı veya erişim bilgilerini vermekle sınırlı olup olmadığı araştırılır.

Elektronik para hesabı düzenleme kapsamında mı?

Evet. Ödeme hizmeti sağlayıcıları nezdindeki hesaplar da kanunda açıkça sayılmaktadır.

Hesaba gelen parayı çekmek indirime engel mi?

Mutlak biçimde engel olduğu söylenemez; ancak parayı bizzat çekmek, hesabı kullandırmanın ötesinde aktif katılım delili olarak değerlendirilebilir.

Zarar ödenmeden yarı oranında indirim uygulanır mı?

Kesinleşmemiş dosyalarda TCK m. 158/4 indirimi için zarar giderme bağımsız bir koşul değildir. Kesinleşmiş dosyada geçici etkin pişmanlık imkânı için ise zararın tamamen ödenmesi gerekir.

Altı aylık ödeme süresi ne zaman başlar?

Mahkeme tarafından yapılacak ihtarın tebliğinden itibaren başlar.

Kısmi ödeme yeterli mi?

Geçici hüküm tam zarar giderimi aramaktadır. Kısmi ödemenin etkisi genel etkin pişmanlık hükümleri ve mağdur rızası bakımından ayrıca değerlendirilir.

Birden fazla mağdur varsa hepsine ödeme yapmak gerekir mi?

Tam giderim koşulu bakımından kural olarak hükümlünün sorumlu tutulduğu bütün mağdur zararlarının karşılanması gündeme gelir.

Cezam kesinleşti, doğrudan tahliye olur muyum?

Hayır. Önce uyarlama kararı verilmeli, yeni sonuç ceza belirlenmeli ve infaz edilen süre yeniden hesaplanmalıdır.

Denetimli serbestliğim kendiliğinden kalkar mı?

Hayır. Uyarlama ve yeni infaz hesabı yapılmadan denetim yükümlülükleri sona ermez.

Adli sicil kaydım silinir mi?

Kendiliğinden silinmez. Uyarlama kararından sonra adli sicil ve arşiv mevzuatına göre ayrıca değerlendirme yapılır.

Ceza iki yılın altına düşerse HAGB zorunlu mu?

Hayır. HAGB’nin ceza miktarı dışında sabıka, yeniden suç işlememe kanaati ve zarar giderimi gibi başka şartları vardır.

HAGB’ye istinaf yolu ilk kez bu paketle mi geldi?

Hayır. HAGB kararlarına karşı istinaf yolu 1 Haziran 2024 tarihinden beri bulunmaktadır.

MASAK blokesi otomatik kalkar mı?

Hayır. Bloke veya el koyma tedbirinin kaldırılması için tedbirin dayanağına göre ayrıca karar alınması gerekir.

Kripto varlıklarıma el konuldu, yasa çıkınca iade edilir mi?

Otomatik iade olmaz. Varlıkların kaynağı, mülkiyeti, mağdurla ilişkisi ve müsadere koşulları ayrıca incelenir.

P2P kripto satışı yaptım, para dolandırıcılık mağdurundan gelmiş. Ne yapmalıyım?

P2P emirlerini, yazışmaları, escrow kayıtlarını, kripto transferlerini, TXID bilgilerini ve banka hareketlerini koruyarak işlemin gerçek bir kripto satışı olduğunu teknik verilerle ortaya koymak gerekir.

Belirsiz alacak davası tamamen kaldırıldı mı?

HMK m. 107 kaldırılmaktadır. Bunun yerine kısmi davada talep artırımı ve zamanaşımı bakımından yeni bir mekanizma getirilmektedir.

Duruşmalar artık mutlaka üç ayda bir mi yapılacak?

Kural olarak iki duruşma arasında üç aydan fazla süre bırakılmaması öngörülmektedir. Zorunlu hâllerde mahkeme gerekçe göstererek daha uzun süre verebilir.

Yasal faiz sabit mi kalacak?

Hayır. Yeni sistemde yasal faiz ekonomik göstergelere ve TCMB reeskont oranına bağlı olarak dönemsel biçimde değişebilecektir.

Nitelikli dolandırıcılık davaları asliye ceza mahkemesine mi geçti?

Hayır. Bu yöndeki tartışmalar nihai kanun metnine girmemiştir.

Genel Değerlendirme

  1. Yargı Paketi, kamuoyunda çoğunlukla “IBAN mağdurları düzenlemesi” üzerinden tartışılsa da ceza muhakemesinden hukuk yargılamasına, faiz sisteminden miras mallarının satışına kadar geniş bir alanda değişiklik yapmaktadır.

Paketin ceza hukuku bakımından en önemli yönü, dolandırıcılık organizasyonunu yöneten kişilerle yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişiler arasında daha ölçülü bir ayrım yapılmasına imkân tanımasıdır.

Bununla birlikte yeni düzenlemenin uygulamadaki başarısı, “hesabını kullandıran kişi” ile “suçun aktif faili” arasındaki ayrımın nasıl yapılacağına bağlıdır. Mahkemelerin yalnızca hesaba para gelmesini esas alması veya sanıkların tamamını genel ifadelerle iştirak iradesi içinde kabul etmesi yeterli olmayacaktır.

Özellikle banka ve kripto hesaplarının kullanıldığı dosyalarda;

  • Hesabı fiilen kullanan cihaz,
  • IP ve oturum kayıtları,
  • Para ve kripto transfer rotaları,
  • ATM görüntüleri,
  • İletişim kayıtları,
  • P2P platform verileri,
  • Blokzincir hareketleri

incelenmeden maddi gerçeğe ulaşılması mümkün değildir.

Yeni kanun, gerçekten sadece hesabını kullandırmakla sınırlı kalan kişiler açısından önemli bir lehe düzenlemedir. Ancak dolandırıcılık organizasyonunu planlayan, mağdurlarla iletişim kuran, suç gelirlerini yöneten veya kripto varlıklar üzerinden aklayan kişiler bakımından genel bir cezasızlık sağlamamaktadır.

Her dosya; isnat edilen suç, kişinin fiilî rolü, dosyanın bulunduğu aşama, zarar giderimi, teknik deliller ve infaz durumu birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır.

Hukuki Bilgilendirme

Bu çalışma, 20 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla TBMM’de kabul edilen nihai kanun metni ve erişilebilir resmî bilgiler esas alınarak hazırlanmıştır. Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanması, yürürlük tarihleri, ikincil mevzuat ve yargı kararları doğrultusunda uygulama zaman içinde değişebilir.

Buradaki açıklamalar genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. Her soruşturma ve dava, kendi delilleri ve usul aşaması bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Yazar:

Av. Ahmet Karaca — İstanbul Barosu Sicil No: 92414

Av. Ahmet Karaca; kripto varlık hukuku, bilişim hukuku, yapay zeka hukuku, kripto P2P işlem uyuşmazlıkları ve siber suçlar, kripto dolandırıcılık suçları alanlarında ihtisaslaşmış multidisipliner bir teknoloji hukukçusudur. Hukuk eğitimini Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden onur derecesiyle tamamlamış; İstanbul Barosu’na kayıtlıdır. Duke University, Politecnico di Milano ve Lund University bünyesindeki uluslararası programlardan sertifikalar almıştır. Yerli ve yabancı kripto para borsalarına, tokenizasyon platformları ile DeFi-NFT vb. kripto varlık projelerine SPK lisanslama, MASAK uyumu, sözleşme yapılandırması ve stratejik danışmanlık sunmaktadır.

Kripto para dolandırıcılığı, P2P kripto uyuşmazlıkları, MASAK hesap blokesi ve kripto varlık el koyma davalarında zincir analizi yöntemleriyle on-chain işlem takibi yaparak kaybedilen varlıkların tespiti, bloke ettirilmesi ve iadesini sağlamaktadır. CMK 128/A kapsamındaki dijital varlık el koyma süreçleri ile kripto ceza davalarında teknik uzman raporu hazırlamak da temel uygulama alanları arasındadır.

İstanbul Barosu’nda avukatlara kripto varlıklar ve ceza hukuku eğitimi vermiş, UNICEF blockchain eğitmeni olarak sertifikalı programlar yürütmüştür. Özyeğin Üniversitesi, Kocaeli, Çukurova ve Süleyman Demirel Üniversitesi ve pek çok üniversitede blockchain, yapay zeka ve hukuk kesişimine dair konferanslar vermekte; Blockchain Expo World başta olmak üzere ulusal ve uluslararası etkinliklerde konuşmacı olarak yer almaktadır.