Bir sabah uyandığınızda dijital cüzdanınızın tamamen boşaltıldığını görmek veya büyük umutlarla, ailenizin ve çocuklarınızın geleceği için yatırım yaptığınız kripto para platformunun bir anda buharlaştığını fark etmek, şüphesiz ki insanın yaşayabileceği en ağır psikolojik ve finansal travmalardan biridir. Yılların emeği olan birikimlerin saniyeler içinde, dünyanın öbür ucundaki anonim bir cüzdana transfer edilmesi, mağdurlarda derin bir çaresizlik ve “bu paranın izi sürülemez, giden geri gelmez” şeklinde yanlış bir kabullenmişlik duygusu yaratmaktadır. Geleneksel hukuk sistemlerinin hantal yapısı, bürokratik engeller ve klasik adli yardımlaşma süreçlerinin yavaşlığı, bugüne kadar siber suçluların ve dolandırıcıların en büyük güvencesi olmuştur. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ceza adalet sisteminde, 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren ve 7571 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) eklenen 128/A maddesi, bu çaresizlik sarmalını kökünden yıkacak, dijital suçlarla mücadelede ezberleri bozacak bir hukuki devrim niteliği taşımaktadır.
Kripto para cüzdanınızın tamamen boşaltıldığını görmek veya büyük umutlarla, ailenizin ve çocuklarınızın geleceği için yatırım yaptığınız kripto para platformunun bir anda buharlaştığını fark etmek, şüphesiz ki insanın yaşayabileceği en ağır psikolojik ve finansal travmalardan biridir. Yılların emeği olan birikimlerin saniyeler içinde, dünyanın öbür ucundaki anonim bir cüzdana transfer edilmesi, mağdurlarda derin bir çaresizlik ve “bu paranın izi sürülemez, giden geri gelmez” şeklinde yanlış bir kabullenmişlik duygusu yaratmaktadır. Geleneksel hukuk sistemlerinin hantal yapısı, bürokratik engeller ve klasik adli yardımlaşma süreçlerinin yavaşlığı, bugüne kadar siber suçluların ve dolandırıcıların en büyük güvencesi olmuştur. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ceza adalet sisteminde, 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren ve 7571 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) eklenen 128/A maddesi, bu çaresizlik sarmalını kökünden yıkacak, dijital suçlarla mücadelede ezberleri bozacak bir hukuki devrim niteliği taşımaktadır.
Yeni CMK 128/A düzenlemesi, kripto para dolandırıcılığı, oltalama (phishing) saldırıları, sahte yatırım platformları ve bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen mali suçlarda “hızlı müdahale ve erken iade” dönemini resmen başlatmıştır. Artık, bir suçun işlendiğine dair makul şüphe bulunması halinde, kripto varlık hizmet sağlayıcıları, ödeme kuruluşları ve bankalar, herhangi bir savcılık talimatı veya hakim kararı beklemeksizin hesapları ve şüpheli işlemleri anında dondurma yetkisine ve hatta yükümlülüğüne sahiptir. Alanında yıllarını siber suçlara ve bilişim hukukuna adamış, müvekkil psikolojisinin hassasiyetini derinden anlayan uzman bir avukat kadrosu olarak hazırladığımız bu rehber, CMK 128/A maddesinin getirdiği yenilikleri, kripto varlık ve banka hesaplarına bloke konulma usullerini, gelişmiş blokzincir adli bilişim (blockchain forensics) tekniklerinin yargısal süreçteki kritik rolünü ve mağduriyetlerin kesin varlık iadesi yoluyla nasıl giderileceğini en ince ayrıntısına kadar ele almaktadır. Bu makale, sadece bir mevzuat incelemesi değil, aynı zamanda mağdurlar için adalete ulaşmanın ve kaybedilen değerleri geri kazanmanın somut bir yol haritasıdır.

Geleneksel Hukukun Tıkanma Noktası ve CMK 128/A’nın Doğuş Felsefesi
Dijital devrim, paranın ve mülkiyetin doğasını tamamen değiştirmiştir. Eskiden banka kasalarında veya fiziki cüzdanlarda tutulan değerler, bugün blokzincir (blockchain) ağları üzerinde şifrelenmiş veri paketleri halinde, ışık hızında hareket etmektedir. Ne var ki, hukukun teknolojiye yetişme hızı çoğu zaman suçluların inovasyon hızının gerisinde kalmıştır. CMK 128/A maddesi yürürlüğe girmeden önce, bilişim suçlarından elde edilen gelirlerin dondurulması ve müsadere edilmesi süreçleri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun genel 128. maddesi üzerinden yürütülmekteydi. Ancak klasik 128. madde, doğası gereği fiziki dünya ve geleneksel finans sistemi, yani gayrimenkuller, araçlar ve standart banka hesapları için tasarlanmış, ağır işleyen bir prosedürler bütünüydü.
Klasik sistemde, dolandırıcılık mağduru bir vatandaş savcılığa başvurduğunda, savcılığın bir banka hesabına veya kripto cüzdanına el koyabilmesi için öncelikle “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe” şartının oluşması gerekmekteydi. Bu kuvvetli şüphenin ispatı için Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) veya Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) gibi kurumlardan detaylı uzman raporları istenmekteydi. Bu kurumların iş yükü ve raporların hazırlanma süreci haftalar, hatta aylar alabilmekteydi. Rapor savcılığa ulaştığında, savcı Sulh Ceza Hakimliğinden el koyma kararı talep etmekte, hakimin kararı vermesinin ardından ilgili kurumlara müzekkereler yazılmaktaydı. Sürecin bu bürokratik hantallığı, kripto paraların sınır tanımayan doğasıyla tamamen zıttı. Bir kripto paranın dünyanın öbür ucundaki anonim bir cüzdana aktarılması, mikser (mixer) servislerinde izinin kaybettirilmesi veya farklı bir blokzincir ağına (cross-chain) geçirilmesi sadece saniyeler sürmektedir. Devletin ağır çarkları dönene kadar, mağdurun varlıkları çoktan siber uzayın karanlık dehlizlerinde kaybolmaktaydı.
İşte 7571 sayılı Kanun ile ihdas edilen CMK 128/A, siber uzayda saniyelerle yarışan bu suç pratiklerine karşı devletin geliştirdiği sarsıcı bir “şok müdahale” mekanizmasıdır. Kanun koyucu, dijital hırsızlıkların ve dolandırıcılıkların geleneksel yöntemlerle önlenemeyeceğini kabul etmiş ve sürece müdahale yetkisini doğrudan finansal ekosistemin aktörlerine dağıtarak merkeziyetsiz bir güvenlik ağı kurmuştur. Bu yeni felsefenin temel yapı taşları, şüphe standardının düşürülmesi, rapor zorunluluğunun kaldırılması ve özel sektöre re’sen (kendiliğinden) işlem yapma yetkisi verilmesidir.
CMK 128/A’nın Getirdiği Devrimsel Yenilikler
Yeni yasal çerçevenin mağdurlar lehine yarattığı en büyük avantaj, müdahale hızının maksimize edilmesidir. Düzenlemenin getirdiği temel yenilikleri derinlemesine analiz etmek, sistemin nasıl işlediğini anlamak açısından elzemdir.
Birinci ve en önemli yenilik, Re’sen Askıya Alma (Suspension) yetkisidir. Bankalar, elektronik para kuruluşları (Papara, Ininal, PayTR vb. ödeme hizmeti sağlayıcıları) ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları (Binance TR, BtcTurk, Paribu gibi borsalar), sistemlerinde suçtan elde edildiğine dair bir emare veya “makul şüphe” (reasonable suspicion) oluşturan bir fon hareketi tespit ettiklerinde, hiçbir savcılık veya mahkeme kararı beklemeksizin, ilgili işlemi ve hesabı kırk sekiz saatliğine kendiliklerinden askıya alabilmektedir. Bu, Türk ceza hukuku tarihinde mülkiyet hakkına özel kurumlar eliyle geçici olarak müdahale edilebilmesine olanak tanıyan, hızı ve etkiyi önceleyen çok istisnai bir idari ve adli tedbirdir.
İkinci yenilik, şüphe standardının “Kuvvetli Şüphe”den “Makul Şüphe”ye indirilmesidir. İşlemi durdurmak için kesinleşmiş, somut, her türlü şüpheden uzak bir delil silsilesi aranmaz. Kurumun kendi iç denetim ve AML (Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesi) algoritmalarına takılan anormal işlem hacimleri, paranın izlenmeyi zorlaştırmak amacıyla çok kısa sürede küçük parçalara bölünerek (structuring) farklı cüzdanlara aktarılması, sabıkalı veya yüksek riskli cüzdan adresleriyle kurulan anlık etkileşimler ya da mağdurun bizzat müşteri hizmetlerini arayarak veya şikayet kayıtları oluşturarak sunduğu acil bildirimler, bu makul şüpheyi oluşturmak için yeterli kabul edilmektedir.
Üçüncü devrimsel adım, CMK 128’in o hantal Bilirkişi ve Kurum Raporu şartının CMK 128/A kapsamındaki ilk işlemler için tamamen ortadan kaldırılmasıdır.4 Yeni düzenlemeye göre savcılık, mahkeme onayı aşamasına geçerken MASAK veya SPK raporu beklemek zorunda değildir. Hız, bürokrasinin saltanatının önüne geçmiştir.
Dördüncü yenilik, Kurumsal Sorumsuzluk (Immunity) zırhıdır. Geçmiş dönemlerde bankalar ve kripto borsaları, şüpheli bir işlemi görseler dahi “Eğer müşterinin hesabını haksız yere dondurursam, ticari itibarını zedelediğim gerekçesiyle bana yüklü tazminat davaları açar” korkusuyla inisiyatif almaktan, hesabı bloke etmekten çekinmekteydi. Ancak CMK 128/A, makul şüpheye dayanarak, kanunun verdiği yetki çerçevesinde iyi niyetle askıya alma işlemi yapan, fonları donduran ve bunu adli makamlara bildiren finansal kuruluşları, oluşabilecek ticari zararlardan dolayı hukuki ve cezai tazminat risklerinden tamamen muaf tutmuştur. Bu sorumsuzluk zırhı, kurumların dolandırıcılara karşı çok daha cesur ve proaktif bir şekilde hesap dondurma işlemi yapabilmesinin önünü açmıştır.
Beşinci ve uygulamada suç ağlarını en çok çökerten yenilik ise Zincirleme Bildirim zorunluluğudur. Kripto dolandırıcılıklarında fail, genellikle çaldığı veya mağduru kandırarak havale ettirdiği parayı önce bir banka hesabına, oradan bir elektronik para cüzdanına, oradan da kripto para borsasına aktararak iz kaybettirmeye çalışır. Yeni yasaya göre, eğer bir banka, suç geliri olduğundan şüphelendiği bir paranın kendi sisteminden çıkıp bir kripto borsasına gittiğini tespit ederse, durumu sadece savcılığa bildirmekle yetinemez; eş zamanlı olarak paranın gittiği o kripto borsasına da derhal acil bildirim yapmak zorundadır. Bu bildirimi alan hedef kurum da kendi iç incelemesini dahi beklemeden parayı anında askıya almakla yükümlüdür. Bu zincirleme reaksiyon, suç gelirinin hareket kabiliyetini saniyeler içinde sıfıra indiren muazzam bir kilit sistemidir.

Sınırlandırılmış Kapsam: CMK 128/A Hangi “Katalog Suçlar” İçin Uygulanabilir?
Mülkiyet hakkına ve finansal özgürlüğe böylesine sert ve hızlı bir müdahale imkanı tanıyan CMK 128/A maddesi, hukukun genel prensipleri ve orantılılık ilkesi gereği her türlü hukuki ihtilaf veya her suç tipi için uygulanamaz.1 Borç-alacak ilişkilerinden doğan icra takiplerinde, ticari anlaşmazlıklarda veya klasik mala zarar verme suçlarında bu yetki kullanılamaz. Kanun koyucu, bu istisnai tedbirin alanını, bilişim sistemlerinin hızı ve anonimliğinden faydalanılarak işlenen spesifik “katalog suçlar” ile sınırlandırmıştır. Makul şüphenin ve dondurma işleminin dayanağı, mutlaka aşağıdaki üç ana suç tipinden birine temas etmek zorundadır:
-
Bilişim Sistemleri Kullanılarak İşlenen Nitelikli Hırsızlık (TCK m. 142/2-e)
Hırsızlık suçunun fiziki dünyadan siber uzaya taşınmış halidir. Mağdurun kendi rızası olmaksızın, bilişim sistemlerine sızılması suretiyle malvarlığının ele geçirilmesini ifade eder. Kripto para ekosisteminde en sık karşılaşılan örnekleri şunlardır: Kurbanın bilgisayarına, akıllı telefonuna veya tarayıcı eklentisine zararlı yazılım (malware), Truva atı (Trojan) veya tuş kaydedici (keylogger) yüklenmesi suretiyle kripto para cüzdanlarının özel anahtarlarının (private key) veya kurtarma kelimelerinin (seed phrase) bilgisayar korsanları tarafından gizlice ele geçirilmesi. Metamask, Trust Wallet veya Ledger gibi soğuk cüzdanlara izinsiz erişim sağlanarak içindeki varlıkların saniyeler içinde sessizce başka adreslere transfer edilmesi, tam olarak bu suçun kapsamındadır. Bu tür vakalarda CMK 128/A devreye sokularak, çalınan varlıkların aktarıldığı ilk borsada anında bloke edilmesi sağlanabilir.
-
Bilişim Sistemleri Araç Kılınarak İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f ve 158/1-l)
Bu suç tipi, mağdurun iradesinin hileli davranışlarla fesada uğratılarak (kandırılarak), kendi rızasıyla varlıklarını dolandırıcılara teslim ettiği senaryoları kapsar ve günümüzde en yaygın karşılaşılan kripto para mağduriyetlerinin temelini oluşturur. Dolandırıcılar, genellikle sosyal medya platformları (Instagram, Telegram, X) üzerinden kendilerini “Kripto Yatırım Uzmanı”, “Forex Danışmanı” veya “Yatırım Şirketi Temsilcisi” olarak tanıtırlar. Yüksek kar vaatleri, sahte kazanç tabloları ve manipülatif psikolojik tekniklerle mağdurların güvenini kazanırlar. Mağdur, ikna edilerek tamamen dolandırıcıların kontrolünde olan, ancak görünüşte profesyonel bir borsa arayüzüne sahip sahte platformlara (phishing siteleri) yönlendirilir. Buraya para yatıran mağdura, ilk başlarda sistemde sahte karlar gösterilir; mağdur daha fazla para yatırmaya teşvik edilir. Ancak mağdur parasını çekmek istediğinde “vergi ödemeniz gerekiyor”, “sigorta bedeli yatırmalısınız” gibi bahanelerle tekrar tekrar dolandırılır ve nihayetinde iletişim tamamen kesilir. Ayrıca, “Rug-Pull” (halı çekme) denilen sahte token projeleri, mağdurların cüzdanlarına gönderilen sahte airdrop linkleri üzerinden akıllı sözleşme onaylarının (smart contract approval) alınarak cüzdanın boşaltılması ve romantik dolandırıcılık (romance scam / pig butchering) adı verilen uzun vadeli güven inşasına dayalı kripto soygunları da TCK 158/1-f (Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık) ve TCK 158/1-l (Kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka/sigorta kurumu çalışanı olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık) kapsamında değerlendirilir. Bu vakalarda CMK 128/A, mağdurun transferi gerçekleştirdiği aracı banka ve gerçek kripto borsalarındaki hesapların, fonlar tamamen yurtdışına çıkmadan dondurulması için hayati bir araçtır.
-
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması (TCK m. 245)
Bu suç, başkasına ait kredi kartı veya banka kartı bilgilerinin (kart numarası, son kullanma tarihi, CVV) fiziki olarak kopyalanması veya siber saldırılar sonucu veri tabanlarından ele geçirilmesi suretiyle mağdurun rızası dışında harcama yapılması eylemlerini içerir. Dolandırıcılar, çaldıkları bu kredi kartı bilgileriyle yakalanma riskini azaltmak için genellikle kripto para borsalarından, özellikle de kimlik doğrulama (KYC) süreçleri zayıf olan platformlardan Bitcoin veya USDT (Tether) satın alırlar. Satın alınan bu kripto paralar daha sonra farklı cüzdanlara aktarılarak aklanmaya çalışılır. Yeni düzenleme, çalıntı kartlarla yapılan bu tür kripto alım işlemlerinde borsaların ve bankaların anında askıya alma işlemi yaparak suç gelirinin aklanma zincirini ilk halkada kırmasını sağlamaktadır.
| Suçun Hukuki Tasnifi | TCK İlgili Madde | Kripto Ekosistemindeki Tipik Karşılığı ve Somut Örneği |
| Nitelikli Hırsızlık | Madde 142/2-e | Mağdurun bilgisayarına sızılması, Metamask veya Ledger soğuk cüzdan şifrelerinin (seed phrase) kırılarak varlıkların rıza dışı başka cüzdana çekilmesi. |
| Nitelikli Dolandırıcılık | Madde 158/1-f, 1-l | Yüksek kazanç vaadiyle mağdurun kandırılması, sahte bir Forex/Kripto yatırım paneline (phishing) yönlendirilmesi ve paranın kendi iradesiyle dolandırıcıya transfer edilmesi. |
| Kartların Kötüye Kullanımı | Madde 245 | Deep Web üzerinden satın alınan çalıntı kredi kartı bilgileriyle global bir kripto borsasından USDT (Tether) satın alınıp izinin kaybettirilmeye çalışılması. |

Saniyelerle Yarışan Süreç: Yargısal Aşamalar ve Süre Yönetimi
Kripto para dolandırıcılıklarında zaman, salt bir süreç unsuru değil, adaletin tecelli edip etmeyeceğini belirleyen yegane faktördür. İlk yirmi dört saat, tabiri caizse adli sürecin “altın saatleri”dir. Fonlar henüz aklama mekanizmalarında yeterince karmaşıklaştırılmadan, mikser servislerinde karıştırılmadan veya yüzlerce farklı hesaba dağıtılmadan müdahale edilmesi hayati önem taşır. CMK 128/A maddesi, bu kritik pencereyi güvence altına alan, son derece katı, saniyelerle ifade edilebilecek sıkılıkta bir süre rejimine ve aşamalı bir denetim mekanizmasına dayanır.
Aşama 1: Kurumların Re’sen Askıya Alma İnisiyatifi (İlk 0-48 Saat)
Sürecin sıfır noktası, makul şüphenin doğduğu andır. Bir banka, elektronik ödeme kuruluşu veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı, kendi algoritmaları aracılığıyla şüpheli işlemi tespit ettiği anda veya mağdurdan gelen ihbarlar/deliller doğrultusunda işlemi anında ve doğrudan durdurur. Bu aşamada henüz ortada bir emniyet fezlekesi, savcılık soruşturması veya Sulh Ceza Hakimliği kararı yoktur. Kurum, tamamen kanunun kendisine verdiği önleyici yetkiye dayanarak işlemi azami 48 saatliğine kilitler. Bu süre, mağdura ve kolluk kuvvetlerine hukuki süreci resmi olarak başlatmaları ve mahkeme kararı getirmeleri için verilmiş yasal bir “hayat öpücüğüdür”. Popüler internet platformlarında ve forumlarda kullanıcıların sıklıkla dile getirdiği “kripto para çekimlerinde 48 saat bekleme süresi saçmalığı” veya “hesabım neden durduruldu” şeklindeki isyanların temel dayanağı, borsaların tam da bu tür yasal yükümlülükler (CMK 128/A) ve uluslararası MASAK/AML uyum politikaları gereği aldıkları mecburi tedbirlerdir. Platformlar, ani, olağandışı ve yüklü kripto çekimlerinde dolandırıcılık veya hesap ele geçirme riskini minimize etmek adına inisiyatif kullanarak transferleri dondurmak zorundadır.
Aşama 2: Savcılık İncelemesi ve Geçici Elkoyma Kararı (Blokenin 24. Saati)
Askıya alınan hesaplardaki varlıkların 48 saatlik sürenin sonunda serbest kalıp dolandırıcıların eline geçmemesi için, konunun bu süre zarfında derhal yetkili Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilmesi elzemdir. Gecikmesinde sakınca bulunan haller kapsamında Cumhuriyet Savcısı, sunulan delilleri (işlem dekontları, yazışmalar, teknik tespitler) inceleyerek doğrudan yazılı emir verir ve kurumun inisiyatifiyle başlatılan “geçici askıya alma” işlemini resmi bir “elkoyma/bloke” tedbirine dönüştürür. Kanun, bu evrede savcılığa da süre kısıtlaması getirmiştir. Savcı, verdiği bu acil el koyma emrini, kararın verilmesinden itibaren en geç yirmi dört (24) saat içinde görevli Sulh Ceza Hakimliği’nin onayına sunmakla mükelleftir.
Aşama 3: Sulh Ceza Hakimliği Onayı ve Kesinleşme (Toplam 48 Saatlik Yargısal Süre)
Bağımsız yargı denetiminin sağlandığı nihai aşamadır. Sulh Ceza Hakimi, savcılıktan gelen el koyma onayı talebini ve evrakları, kendisine ulaşmasından itibaren en geç kırk sekiz (48) saat içinde detaylıca inceleyerek hukuka uygunluğunu denetler ve karara bağlar. Eğer hakim, talebi haksız bulur veya yasada belirtilen 48 saatlik inceleme süresi içinde herhangi bir karar vermezse, kripto varlık veya banka hesabı üzerindeki el koyma ve dondurma işlemi kendiliğinden, hiçbir ek karara gerek kalmaksızın hükümsüz hale gelir ve bloke kalkar. Bu nedenle, savcılığa sunulan dilekçenin ve delil klasörünün hakimi ilk bakışta ikna edecek netlikte, teknik doygunlukta ve hukuki temellendirmede olması, sürecin çökmemesi için hayati önem taşır.
Aşama 4: Kurumların Bilgi Verme Yükümlülüğü ve İdari Para Cezaları (10 Gün Kuralı)
Adli sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için şüphelilerin dijital ayak izlerinin ortaya çıkarılması şarttır. CMK 128/A fıkrası (7) uyarınca, yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Savcısı veya mahkeme tarafından banka, ödeme kuruluşu veya kripto borsasından talep edilen IP kayıtları, cüzdan (hash/adres) işlem dökümleri, log kayıtları ve Müşterini Tanı (KYC) kimlik verilerinin en geç on (10) gün içinde elektronik veya fiziki ortamda adli makamlara gönderilmesi zorunludur. Bu bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen, geciktiren veya eksik bilgi sunan finansal kurumlara Cumhuriyet Savcısı tarafından doğrudan 50.000 Türk Lirasından 300.000 Türk Lirasına kadar idari para cezası kesilir. Bu ağır yaptırım, geçmiş dönemlerde “kullanıcı verilerimizi paylaşamayız”, “sunucularımız yurt dışında” veya “gizlilik politikamız gereği bilgi veremiyoruz” diyerek adli süreci adeta tıkayan ve dolandırıcıların kaçmasına zemin hazırlayan platformlara karşı devletin elini muazzam ölçüde güçlendirmiş ve işbirliğini mecbur kılmıştır.
| Süreç Aşaması | Sorumlu Merci | İşlem Süresi Kısıtı | Yasal Sonuç ve Yaptırım |
| Re’sen Askıya Alma | Banka / Kripto Borsası | İlk 0 – 48 Saat | İşlem durdurulur, adli makam bildirimine hazır hale getirilir. |
| Savcılık Elkoyma Emri | Cumhuriyet Savcısı | İşlemden Sonraki 24 Saat | Geçici idari bloke, resmi adli elkoyma kararına dönüşür. |
| Hakimlik Onayı | Sulh Ceza Hakimliği | Evrak Tesliminden İtibaren 48 Saat | Onay verilmezse bloke düşer, varlıklar serbest kalır. |
| Delil ve Bilgi Temini | İlgili Finansal Platform | Talep Sonrası En Geç 10 Gün | Bilgi verilmezse 50.000 TL – 300.000 TL idari para cezası uygulanır. |

Klasik Avukatlığın Ötesi: “Blockchain Forensics” (Adli Bilişim) ile Varlık İadesi Yolları
Siber suç mağdurlarının ve hukuki temsilcilerinin düştüğü en büyük stratejik yanılgı, ellerindeki birkaç banka dekontu, WhatsApp yazışması ve sahte web sitesi ekran görüntüsüyle savcılığa standart bir şikayet dilekçesi vererek sonuç alabileceklerini düşünmeleridir. Ancak kripto para dünyasında yasal metinler tek başına hırsızı yakalamaz; yasanın işletilebilmesi için çalınan paranın blokzincir üzerindeki matematiksel izinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekir. “Blokzincir anonimdir, takip edilemez, kripto paranın izi sürülemez” argümanı günümüz adli bilişim teknolojileri karşısında tamamen geçerliliğini yitirmiş bir efsaneden ibarettir. Aksine blokzincir, dünya üzerinde var olan en şeffaf, değiştirilemez (immutable) ve kalıcı açık muhasebe defteridir. Her işlem, saniyesi saniyesine ve sonsuza dek kalıcı olacak şekilde kaydedilir. Suçluların kimlikleri karmaşık cüzdan adreslerinin (public key) arkasına gizlenmiş gibi görünse de gelişmiş “Blockchain Forensics” (Blokzincir Adli Bilişimi) teknikleriyle bu algoritmik örtü kaldırılabilmekte ve karanlıkta kalan failler aydınlığa çıkarılabilmektedir.
Bizler, uzman avukat kadromuzla tam da bu noktada devreye giriyoruz. Biz sadece hukuki prosedürleri yerine getiren, standart matbu dilekçeler yazan bir hukuk bürosu değiliz; kripto para ekosisteminin en derin teknik dinamiklerini çok iyi bilen, sistematiği anlayan, mahkemelere bilirkişilik yapan ve adli makamlara sunulmak üzere yüksek standartlarda uzman raporları (court-ready reports) hazırlayan bir ekibiz. Kripto dolandırıcılığı vakalarında, klasik avukatlık hizmetinin sınırlarını aşarak; gelişmiş teknik takip yazılımlarını kullanıyor, küresel kripto para borsalarının uluslararası uyum birimleriyle (Compliance) doğrudan ve anlık iletişim kuruyor, uluslararası hukuk enstrümanlarını entegre bir biçimde sürece dahil ediyoruz. Siber suçlarla mücadele şubelerinin ve savcılıkların ağır iş yükü veya teknik donanım eksikliği nedeniyle izini süremediği pek çok profesyonel dolandırıcıyı, en ileri düzey blockchain teknik takibiyle bizzat tespit edip, reddedilemez dijital kanıtlarla savcılığa sunarak adaletin tecellisini birçok vakada sağladık. Bu spesifik alanda, uluslararası çapta sertifikalı uzman avukat ve adli bilişim (forensics) kadrosuna sahibiz.
Hukuki süreçlerimizi güçlendiren ve dolandırıcıların izini sürerken kullandığımız, siber güvenlik dünyasının en ileri düzey kriminal metodolojileri şunlardır:
-
Zincirleme Soyma (Peeling Chain) ve Katmanlama (Layering) Analizi
Profesyonel dolandırıcılar, örneğin bir hack saldırısında elde ettikleri 100 Bitcoin gibi devasa bir fonu, tek bir transferde bir borsaya gönderip bozdurmaya çalışmazlar. Çünkü bu, anında borsaların AML (Kara Para Aklama) alarmlarını tetikleyecektir. Bunun yerine, otomatize edilmiş bot yazılımları aracılığıyla ana bakiyeyi soğan kabuğu gibi katman katman “soymaya” (Peeling Chain) başlarlar. 100 BTC, binlerce farklı işleme bölünerek 0.01 BTC, 0.05 BTC gibi mikroskobik tutarlarla on binlerce sahte ara cüzdana aktarılır ve katmanlanır (Layering). Ekibimizin kullandığı Chainalysis Reactor veya TRM Labs gibi yapay zeka ve makine öğrenimi (Machine Learning) destekli istihbarat programları, “İmza” (Signatures) algoritmalarını kullanarak bu dağınık ve kaotik mikro işlemleri anında tespit eder. Bu işlemler tek bir görsel harita (Transaction Mapping) üzerinde birleştirilerek, hırsızın binlerce cüzdan üzerinden geçirdiği paranın nihai olarak hangi “çıkış düğümüne” (exit node) veya merkezi borsaya gittiğini kesin olarak ispatlar.
-
Cüzdan Kümeleme (Cluster Analysis) ve Sezgisel Bağlantı Tespiti
Blokzincir ağında bir dolandırıcının veya suç örgütünün bilgisayar tarafından üretilmiş milyonlarca farklı cüzdan adresi olabilir. Kümeleme analizi (Cluster Analysis), eş-harcama (co-spend analysis) ve sezgisel (heuristic) veri analizi tekniklerini kullanarak, görünüşte birbirinden tamamen bağımsız ve ilgisizmiş gibi duran yüzlerce cüzdan adresinin aslında tek bir şahıs veya tek bir suç şebekesi tarafından yönetildiğini matematiksel olarak kanıtlar. Bu sayede, suçlu X cüzdanındaki eylemleriyle izini kaybettirdiğini düşünürken, Y ve Z cüzdanlarında geçmişte yaptığı dikkatsiz bir işlem, örneğin bu cüzdanlardan bir merkezi borsaya kimlik doğrulayarak (KYC) para yatırmış olması, tüm suç ağının çökmesine ve failin gerçek dünyadaki fiziksel kimliğine ulaşmamıza olanak tanır. Ayrıca, tohum ifadeleri (seed phrase) analizleri ile ele geçirilen şüpheli cüzdanların tüm alt kırılımları tespit edilerek adalete teslim edilir.
-
Çapraz Zincir (Cross-Chain Swap) ve Köprü (Bridge) Takipleri
Son dönemde karşılaştığımız en yaygın ve karmaşık kripto dolandırıcılık taktiği, çalınan fonların tek bir blokzincir ağında tutulmayıp, anında farklı bir ağa aktarılmasıdır. Örneğin; kurbanın Ethereum (ERC-20) ağındaki varlıkları çalınır, “köprü” (bridge) veya atomik takas (atomic swap) protokolleri kullanılarak izi kaybettirilmek amacıyla Tron (TRC-20) ağına, oradan da Binance Smart Chain’e (BSC) geçirilir. Geleneksel polis soruşturmaları ve standart analiz yöntemleri genellikle bu ağ değişim köprülerinde tıkanır. Oysa ekibimizin hakim olduğu modern “blockchain intelligence” (blokzincir istihbaratı) yazılımları, 30’dan fazla farklı ağda gerçekleşen on milyonlarca çapraz zincir takasını otomatik olarak eşzamanlı izleyebilir. Dolandırıcı, varlığın formunu ve ağını ne kadar değiştirirse değiştirsin, işlemin kaynağı ve varış noktası arasındaki illiyet bağı adli raporlarımızda kesintisiz olarak kanıtlanmaktadır.
Akıllı Sözleşme (Smart Contract) Kod Bazlı Bloke: Stablecoin Dondurma Operasyonları
CMK 128/A’nın uygulanabilirliği ve teknik takip süreçlerimizin en keskin, en hızlı sonuç verdiği alanların başında USDT (Tether) ve USDC (Circle) gibi itibari paraya (Dolar) endeksli merkezi “stablecoin”ler gelir. Birçok kişinin bilmediği hukuki ve teknik gerçek şudur: Bu varlıkların ihraççısı olan Tether Ltd. veya Circle gibi şirketler, fonların kaynağının dolandırıcılık olduğu teknik raporlarla kesin bir dille ispatlandığında, çalınan varlıklar şüphelinin şahsi, bağımsız “soğuk cüzdanında” (Ledger, Trezor, Trust Wallet) olsa dahi akıllı sözleşme (smart contract) kodları seviyesinde dışarıdan müdahale etme yetkisine sahiptir. İhraççı şirket, uzman raporlarımız ve adli bildirimlerimiz doğrultusunda şüpheli cüzdanı kara listeye (blacklist) alır. Kara listeye alınan bir USDT cüzdanı, blokzincir üzerinde tamamen felç olur; içindeki bakiye ne kadar büyük olursa olsun bir daha asla başka bir cüzdana transfer edilemez, nakde çevrilemez veya harcanamaz hale gelir. Bu durum, suçluların güvendiği “para soğuk cüzdana çekildi, artık devlet bile müdahale edemez” efsanesini teknik olarak yerle yeksan etmektedir.
Küresel Çapta Operasyon: Uluslararası Borsalarla LERS ve API Entegrasyonu Üzerinden Müdahale
Kripto para piyasasının doğası gereği sınırları yoktur. Türkiye’de işlenen bir dolandırıcılık suçu sonucu çalınan fonlar, dakikalar içinde Binance Global, OKX, Bybit, Huobi gibi yurt dışı merkezli dev borsalara aktarılmaktadır. CMK 128/A öncesi dönemde, bu yabancı platformlara müdahale edebilmek ve hesaplara bloke koydurabilmek için İstinabe (Uluslararası Adli Yardımlaşma – MLAT) süreçlerinin ve diplomatik kanalların işletilmesi gerekiyordu. Adalet Bakanlıkları arası yazışmalarla ilerleyen bu süreçler aylar, bazen yıllar sürmekteydi. Bugün ise, teknik altyapımız ve uluslararası akreditasyonumuz sayesinde, kripto para borsalarının dünya genelindeki kolluk kuvvetleri ve resmi adli makamlar için özel olarak oluşturduğu LERS (Law Enforcement Request System – Kolluk Kuvvetleri Talep Sistemi) portalları ve güvenli API bağlantıları üzerinden acil kodlu hukuki ve adli talepleri saniyeler içinde doğrudan platformların uyum merkezlerine iletebilmekteyiz. Uluslararası borsalar, teknik dile uygun hazırladığımız, makul şüpheyi blokzincir verileriyle (Transaction Hash/TXID, Cluster bağlantıları) reddedilemez şekilde destekleyen ve CMK 128/A çerçevesinde sunduğumuz İngilizce hukuki talepleri derhal işleme koymakta; Türk mahkemelerinin aylar sürecek kesinleşmiş kararını beklemeksizin şüpheli hesapları küresel çapta anında dondurmaktadır.
Mağduriyetin Kesin Giderilmesi: Kripto Varlıkların Erken İadesi ve Nemalandırma Süreçleri
Ceza hukukunun temel amacı sadece suçluyu tespit edip cezalandırmak değil, aynı zamanda suç eylemi sonucu bozulan kamu düzenini tesis etmek ve mağdurun uğradığı maddi/manevi zararı ortadan kaldırmaktır. Kripto para davalarında yegane beklenti, çalınan varlıkların kuruşu kuruşuna mağdura geri döndürülmesidir. CMK 128/A düzenlemesi, klasik ceza yargılamasında son derece istisnai olan “yargılama bitmeden erken iade” müessesesini kripto suçları için neredeyse bir norma dönüştürme potansiyeli taşımaktadır.
Yargılama Sonu Beklenmeden “Erken İade” Koşulları (CMK Madde 131)
Türkiye’de bir ceza davasının açılması, delillerin toplanması, yerel mahkeme kararı, istinaf ve Yargıtay (temyiz) süreçlerinin kesinleşmesi yıllar sürebilen meşakkatli bir yoldur. Dolandırılan bir mağdurun, parasını geri almak için davanın kesinleşmesini beklemesi, adaletin fiilen gecikmesi anlamına gelir. Ancak, el konulan ve CMK 128/A kapsamında dondurulan kripto varlıkların suçtan zarar gören mağdura ait olduğu; sunduğumuz teknik blokzincir analiz raporları (forensic evidence), cüzdan sahipliği kanıtları (kripto hesap hareketleri, banka havale dekontları, onay logları) ile şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilirse, mülkiyet uyuşmazlığı doğmadığı için varlıklar soruşturma veya kovuşturma evresinin sonu beklenmeden savcılık veya mahkeme kararıyla mağdura doğrudan iade edilebilir. Bu usul, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 131 hükümlerine dayanmaktadır. Erken iade müessesesinin işletilebilmesi için üç ana hukuki şartın eşzamanlı olarak varlığı aranır:
- Dondurulan varlığın, hırsızlık, dolandırıcılık veya kartın kötüye kullanımı yoluyla elde edildiği yönünde somut delillere dayalı kuvvetli şüphe (makul şüphe aşamasının geçilmiş olması),
- Varlığın mülkiyetinin ve aidiyetinin blokzincir verileriyle kesin olarak mağdurla eşleştirilmiş olması,
- Üçüncü iyiniyetli şahısların varlık üzerinde hukuken geçerli bir ayni veya şahsi hak iddiasının (rehin, yasal haciz, ticari alacak vb.) bulunmaması.
Volatilite Riski, Kripto Varlıkların Paraya Çevrilmesi ve Nemalandırılması (CMK Madde 132)
Kripto para piyasalarının en bilinen karakteristiği, inanılmaz derecede volatil (oynak) olmasıdır. Finansal forumlarda yatırımcıların acı tecrübelerle paylaştığı üzere, kripto varlıklar günler, hatta saatler içinde yüzde otuzlara, kırklara varan değer kayıpları yaşayabilmektedir. Devlet tarafından el konulan, bloke edilen ve adli emanete alınan bir Bitcoin, Ethereum veya spesifik bir altcoin’in, yıllar süren dava süreci boyunca aynı formatta, hareketsiz olarak bir soğuk cüzdanda veya borsa hesabında tutulması (muhafazası), mağduriyetin boyutunu katlayarak artırabilir. Şayet yargılama süresince küresel kripto piyasası çökerse (ayı sezonu), mağdur davayı kazansa bile geri alacağı varlığın ekonomik değeri sıfıra yaklaşmış olabilir.
Kanun koyucu, mülkiyet hakkının özünün zedelenmemesi ve değer kaybının önlenmesi adına CMK madde 132’yi ihdas etmiştir. Buna göre; el konulan kripto varlıkların değer kaybetmesi riskinin yüksek olması veya muhafazasının teknik olarak zor/masraflı olması durumunda, hak sahibinin rızası (TCK m.26/2) da alınarak bu dijital varlıklar güncel piyasa kuru üzerinden satılarak itibari paraya (Türk Lirasına veya dövize) çevrilebilir. Elde edilen bu meblağ, resmi kamu bankalarında nemalandırılarak (faiz veya katılım fonu getirisi sağlanarak) dava sonuna kadar reel değerini koruyacak şekilde saklanabilir. Bu husus, avukatlık pratiğimizde mağdurun mali menfaatini korumak adına savcılığa verdiğimiz dilekçelerde mutlaka stratejik olarak ileri sürdüğümüz, gözden kaçırılmaması gereken en kritik adımlardan biridir. Sürecin sonunda varlık, dava süresince elde ettiği nema (faiz) ile birlikte hak sahibine iade edilir.
Madalyonun Diğer Yüzü: Haksız Bloke Uygulamaları, P2P Traderları-Tüccarları ve İtiraz Yolları
Siber suçlarla mücadelede devlete ve kurumlara verilen bu “şok müdahale” yetkisi, maalesef zaman zaman suçla hiçbir ilgisi ve organik bağı bulunmayan masum vatandaşların, esnafın ve tüccarların da banka hesaplarının dondurulmasına yol açabilmekte, ikincil mağduriyetler yaratabilmektedir. Özellikle internet üzerinden e-ticaret (satış) yapanlar, serbest meslek sahipleri, kripto para borsalarında P2P (Kişiden Kişiye – Peer to Peer) arbitraj veya düzenli alım-satım ticareti yapanlar ve iyi niyetle IBAN numarasını bir başkasına kullandıran kişiler, dolandırıcıların kirli parayı aklama zincirinin bir parçası olarak istemeden ve bilmeden hedef tahtasına oturabilmektedir.
Klasik bir P2P mağduriyeti senaryosu şu şekilde gerçekleşir: Dolandırıcı, A kişisini (gerçek mağdur) kandırarak parasını çalmayı hedefler. Ancak bu parayı doğrudan kendi hesabına almak yerine, Binance P2P platformunda yasal olarak kripto para satan B kişisinden (masum tüccar) USDT almak için bir emir girer. Dolandırıcı, A kişisine “Şu IBAN numarasına şu kadar para gönder” diyerek, aslında B kişisinin IBAN numarasını verir. A kişisi, B’nin hesabına parayı yollar. B kişisi, banka hesabına paranın geldiğini görür ve karşılığı olan kriptoyu P2P platformu üzerinden (aslında dolandırıcı olan) alıcıya transfer eder. Dolandırıcı kriptoyu alıp ortadan kaybolduğunda, A kişisi savcılığa giderek “B kişisine para gönderdim, beni dolandırdı” diye şikayetçi olur. CMK 128/A kapsamındaki “zincirleme bildirim” ve “makul şüphe” algoritmaları doğrudan B kişisinin tespit edilmesine neden olur ve B’nin tüm banka, kredi kartı ve kripto borsa hesaplarına anında bloke konulur.

Haksız Blokenin Kaldırılması İçin İzlenecek Hukuki Yol Haritası:
Bu tür haksız dondurma işlemlerinde saniyeler içinde felç olan ticari hayatın normale döndürülmesi için uzman müdahalesi şarttır:
- Ticari İlişkinin ve İlliyet Bağının İspatı: Hesabı dondurulan masum kişinin, hesaba gelen şüpheli paranın yasal ve ticari bir karşılığı olduğunu derhal hukuki delillerle belgelemesi gerekir. Düzenlenen faturalar, P2P borsa sistemindeki mesajlaşma dökümleri, varlığın transfer edildiğini gösteren işlem geçmişi (TXID) ve kargo teslim tutanakları dosyaya acilen sunulmalıdır.
- Sulh Ceza Hakimliğine İtiraz Mekanizması: 48 saatlik re’sen dondurma süresi içinde veya bu sürenin sonunda savcılık talebiyle alınan elkoyma kararına karşı, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca ilgili Sulh Ceza Hakimliğine derhal itiraz edilmelidir.
- Anayasal Orantılılık ve Mülkiyet Hakkı İlkesi: Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mülkiyet hakkına (Anayasa m.35) yapılan bu tür idari ve adli müdahaleler “ölçülü ve orantılı” olmak zorundadır. Uygulamada sıkça yapılan fahiş bir hata şudur: Soruşturmaya konu olan ve suç geliri olduğu iddia edilen şüpheli tutar 50.000 TL iken, bankaların sistematiği gereği kişinin hesabında bulunan, tamamen helal ticari faaliyetine ilişkin 5.000.000 TL’nin tamamı dondurulmaktadır. Bu durum hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Sulh Ceza Hakimliğine yapılacak itirazda, blokenin hesabın tamamına değil, sadece şüpheli ve dava konusu olan 50.000 TL’lik tutara inhisar ettirilmesi (sınırlandırılması), geriye kalan bakiyenin ticari faaliyetlerin devamı için derhal serbest bırakılması talep edilmelidir. Hukuki sorumsuzluk hükmü (immunity), bankalara keyfi müdahale hakkı vermez; makul, ölçülü ve iyi niyetli işlemleri korur.
Sonuç: Hukuk, Hız ve Teknolojinin Kesişim Noktası
Kripto para ve siber güvenlik hukuku, geleneksel hukukun sınırlarının çok ötesinde yeni bir evrene geçiş yapmıştır. Yıllarca süren çaresizlik dönemi, yeni CMK 128/A düzenlemesiyle birlikte kapanmıştır. Kripto para dolandırıcılıkları artık çözülemez sır perdeleri veya “gitti gider” vakaları değildir. Kanun koyucu, siber suçluların bugüne kadar en büyük silahı olarak kullandığı “hız ve dijital anonimlik” avantajını onların elinden almış; re’sen askıya alma mekanizması, zincirleme bildirim yükümlülüğü ve uluslararası uyumla bu gücü mağdurların ve ceza adalet sisteminin hizmetine sunmuştur.
Ancak unutulmamalıdır ki, kanun metinlerinin varlığı tek başına adaleti getirmez. Hukukun bu yeni ve keskin kılıcının, derin bir teknik bilgiyle ve kusursuz bir stratejiyle kullanılması şarttır. Milyonlarca satırlık blokzincir verisi arasından peeling chain (zincirleme soyma) analizleri yapmaktan, uluslararası dev borsalara saniyeler içinde LERS üzerinden dijital bildirimler göndermeye; akıllı sözleşmeleri kod seviyesinde dondurtmaktan, davanın sonunu beklemeden erken iade (restitüsyon) mekanizmalarını işletmeye kadar bu süreç, klasik ceza avukatlığının fersah fersah ötesinde, multidisipliner bir teknolojik uzmanlık gerektirmektedir.
Bu denli karmaşık bir hukuk ve teknoloji denkleminde mağduriyet yaşayan yatırımcılar için, kayıpların hızlı ve kesin olarak geri alınabilmesi; blokzincir mimarisindeki yetkinliği küresel çapta kabul görmüş, siber güvenlik istihbarat raporlarını (forensic) bizzat kendi laboratuvarlarında hazırlayabilen ve Interpol, Europol ile kripto borsalarının küresel uyum departmanlarıyla aynı dilden konuşabilen uzman bir hukuk kadrosuyla hareket etmeye bağlıdır. Haklarınızı savunmak ve gasp edilen varlıklarınızı siber dünyanın karanlığından geri almak için teknolojiyi hukukun merkezine yerleştiren uzmanlığımıza güvenin. Vakit kaybetmeden bizimle iletişime geçmek, adaletin tecellisi ve malvarlığınızın güvence altına alınması için atacağınız ilk, en güvenli ve en kritik adımdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
-
CMK 128/A maddesi nedir, ne zaman yürürlüğe girmiştir ve temel amacı nedir?
CMK 128/A, bilişim sistemleri ve kripto para dolandırıcılıklarında, suçtan elde edilen gelirlerin kaçırılmasını önlemek amacıyla mahkeme kararı beklenmeden hesapların dondurulmasını sağlayan hızlı bir adli müdahale mekanizmasıdır. Bu devrimsel düzenleme, 7571 sayılı Kanun ile 25 Aralık 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
-
Kripto borsa hesaplarına veya banka hesaplarına savcı kararı olmadan bloke konulabilir mi?
Evet. CMK 128/A kapsamında, bankalar, ödeme kuruluşları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları (borsalar), “makul şüphe” oluşturacak olağandışı bir işlem tespit ettiklerinde veya zincirleme bildirim aldıklarında, hiçbir savcı veya hakim kararı olmadan işlemi ve hesabı kendiliklerinden (re’sen) en fazla 48 saat süreyle askıya alma (bloke etme) yetkisine sahiptir.
-
Yeni kanun her türlü suç veya anlaşmazlık için geçerli midir?
Hayır. Yeni düzenleme sadece dijital hızı kullanan spesifik “katalog suçları” hedef alır. Kapsama giren suçlar; TCK m.142/2-e (Bilişim sistemleriyle Nitelikli Hırsızlık), TCK m.158/1-f ve 158/1-l (Bilişim sistemleriyle Nitelikli Dolandırıcılık) ve TCK m.245 (Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması) suçları ile sınırlandırılmıştır.
-
Çalınan kripto paralar blokzincirde kaybolursa (anonimse) izi nasıl sürülür?
Blokzincir tamamen anonim değildir, son derece şeffaf ve kalıcı bir açık defterdir. Ekibimiz tarafından kullanılan “Cluster Analysis” (Cüzdan Kümeleme), “Peeling Chain” (Zincirleme Soyma) ve çapraz zincir (cross-chain) takibi gibi gelişmiş adli bilişim (forensics) yazılımları sayesinde, paranın soğuk cüzdanlara, mikserlere veya farklı ağlara aktarılma izi saniye saniye takip edilerek dolandırıcıların gerçek kimliklerine ulaşılmaktadır.
-
Çalınan varlıklarım USDT (Tether) veya USDC ise daha mı kolay kurtarılır?
Evet. Merkezi stablecoin’ler (USDT, USDC) blokzincir ekosisteminde barınsa dahi akıllı sözleşme (smart contract) altyapısına sahiptir. Suçun işlendiğine dair hukuki ve adli bilişim raporlarımızla yapılan resmi başvurular neticesinde, bu paraların ihraççısı olan Tether veya Circle şirketleri, hırsızın bağımsız soğuk cüzdanını dahi kod seviyesinde “kara listeye” (blacklist) alarak varlıkları kalıcı olarak dondurabilmektedir.
-
Dolandırıcı çaldığı paraları yurt dışındaki küresel bir kripto borsasına aktardıysa ne yapılmalıdır?
Yabancı platformlar artık yasalardan muaf ve ulaşılamaz değildir. CMK 128/A’nın ruhuna ve uluslararası sözleşmelere dayanarak, uzman ekibimiz aylar süren klasik uluslararası adli yardımlaşma (İstinabe/MLAT) süreçlerini beklemek yerine, doğrudan borsaların LERS (Kolluk Kuvvetleri Talep Sistemi) ve güvenli API panelleri üzerinden dijital adli talepler oluşturmakta ve yabancı hesapları hızla dondurtmaktadır.
-
Dolandırıcılık davalarında çalınan paramı davanın bitmesini beklemeden erken iade alabilir miyim?
Kesinlikle evet. CMK 128/A’nın uygulanması ve mağduriyetin tespiti sonrasında, Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 131 hükümleri devreye girer. Varlığın mülkiyetinin size ait olduğu adli bilişim raporlarıyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanır ve üçüncü kişilerin hak iddiası bulunmazsa, daha mahkeme dahi başlamadan, soruşturma evresindeyken varlıklarınız size erken iade edilebilir.
-
Adli süreçte kripto paramın piyasa düşüşü nedeniyle değer kaybetmesini nasıl önleyebilirim?
Kripto piyasasının sert dalgalanmalarından (volatilite) korunmak yasal hakkınızdır. CMK Madde 132 uyarınca, el konulan varlıkların değer kaybetme riskine karşı sizin rızanız alınarak bu varlıklar güncel kurdan derhal satılıp itibari paraya (TL/Döviz) çevrilebilir. Elde edilen nakit, kamu bankalarında nemalandırılarak (faiz/fon getirisiyle) dava sonuna kadar ekonomik değerini koruyacak şekilde güvence altına alınır.
-
Haksız yere (örneğin P2P ticareti yaparken) banka hesabıma bloke konuldu. Ticari hayatımı nasıl kurtarırım?
Bilmeden dolandırıcılarla P2P (kişiden kişiye) ticareti yapan dürüst vatandaşların hesapları “zincirleme makul şüphe” kapsamında otomatik bloke edilebilmektedir. Bu durumda, işlemin ticari mahiyetini gösteren yazışmalar, dekontlar ve faturalarla birlikte, Sulh Ceza Hakimliğine mülkiyet hakkı ve “orantılılık ilkesi” çerçevesinde (tüm hesaba değil sadece şüpheli tutara bloke konulması talebiyle) acil itiraz edilmeli ve blokenin kısmen veya tamamen kaldırılması sağlanmalıdır.
-
Sıradan bir dolandırıcılık şikayet dilekçesi savcılıkta sonuç almak için yeterli midir?
Hayır, kripto dolandırıcılığı vakalarında sıradan dilekçeler çoğunlukla sonuçsuz kalır. Kripto davalarında suçun yüzeysel anlatımının ötesine geçilmeli; ağ altyapısının teknik tespiti (TXID, BSC/TRC20 vb.), cüzdan kümeleme raporları, akıllı sözleşme dondurma istemleri ve uluslararası LERS taleplerinin uzman bir hukuki ve teknik formatta hazırlanması şarttır. Bizler, mahkemelerin aradığı bu teknik altyapıyı bilirkişi kalitesindeki uzman raporlarımızla (forensic reports) eksiksiz olarak sunmaktayız.


